Nazım Hikmet Hikayelerinden; “Ahmet’in Cesareti”
Nazım Hikmet Hikayeleri; Ahmet babasıyla beraber dolaşmaya çıktı.
– Baba, dedi Ahmet, ben avcı olacağım. Benim tüfeğim olacak. Kaplanların, gergedanların üstüne ateş edeceğim. Bum… Bum … Bum …
– Ya? dedi babası.
– Yok, hayır, dedi Ahmet, daha iyisi ben kaptan olacağım. (daha&helliip;)
Şiir
ANNABEL LEE
Seneler, seneler evveldi;
Bir deniz ülkesinde
Yaşayan bir kız vardı, bileceksiniz
İsmi Annabel Lee;
Hiçbir şey düşünmezdi sevilmekten
Sevmekten başka beni. (daha&helliip;)
Ömer Seyfettin Hikayeleri: “Kütük”
Alacakaranlık içinde sivri, siyah bir kayanın belli belirsiz hayali gibi yükselen Şalgo Burcu uyanıktı. Vakit vakit inlettiği trampete, boru seslerini akşamın hafif rüzgârı derin bir uğultu halinde her tarafa yayıyor… Kederli bağırışmalarıyla ölümü hatırlatan küfürbaz karga sürüleri, bulutlu havanın donuk hüznünü daha beter artırıyordu. (daha&helliip;)
Sait Faik Hikayelerinden; Karanfiller ve Domates Suyu
Hikaye Okuma: “Kişi azmi ve umudu sayesinde çok zor görünen işlerin aslında zor olmadığını anlar ve kolaylıkla başarıya ulaşıp her zorluğa göğüs gerebilir. Böylelikle zorluklarla mücadele etmesini öğrenir. ” (daha&helliip;)
Bir Ok Attım Hikayesi
Hikaye Oku; Ders veren hoş bir hikaye.
Padişah şehzadenin haline baktıkça kahroluyordu. Gün gelip tacını tahtını bırakacağı oğlu böyle mi olacaktı? Ne ok atmayı bilirdi ne kılıç kullanmayı. Ne devlet işlerine merakı vardı, ne askerliğe. Ne iki çift laf ederdi, ne söylenileni anlardı. (daha&helliip;)
Guy De Maupassant Hikayelerinden “Drahoma”
Hikaye Oku; Metr Simon Labrument’nin Madmazel Jeanne Cordi-er ile evlenmesine hiç kimse hayret etmemişti. Metr Leb-rument, metr Papillon’un noterlik dairesini satın almıştı ki, bu satın alma bedelini ödemek için paraya lüzum oluyor ve Madmazed Jeanne Cordier’nin de banknot vehamiline muharrer esham olarak üç yüz bin franklık bir serveti bulunuyordu. (daha&helliip;)
Mesnevi’den Seçme Hikayeler; “Mescidin Sırrı”
Rey şehrinin yakınında bir mescid vardı. Orada geceleyen herkes, sabah korkudan ölmüş olarak bulunurdu. Durumu kendi açılarından anlatmak isteyenler, türlü yorumlarda bulunuyordu.
Kimileri, “Kuvvetli periler var orada, geceleyenleri kör kılıçla kesiyorlar!” diyor; kimileri, “Kesinlikle bu bir sihir ya da tılsım olmalı!” diye bilgiçlik taslıyor; insaf sahibi kimi insanlar, “Mescidin kapısına bir uyarı yazısı asalım, diyelim ki: (daha&helliip;)
Nazım Hikmet Hikayeleri; “Bora Reis”
Peyk-i Şevket Talebelerine
Onun ismi korkuyla beraber doğar, ölümle neticelenirdi. Akdeniz’i baştan başa maceraları dolaşır, köpüklü sahillerde sergüzeştlerini terennüm eden türküler sôylenirdi. İsmi Bora idi. Genç, gür siyah bıyıklı, gece kadar siyah ve derin gözlü, geniş omuzlu bir korsan, bir Türk korsanıydı … (daha&helliip;)
Çanakkale Hikayeleri; “Anzaklı Ömer”
1957 yılında İstanbul Tıp Fakültesiʹnden mezun olup ihtisas yapmak üzere ABDʹye giden doktor Ömer Musluoğlu görev yaptığı hastahanede başından geçen çok enteresan bir hadiseyi şöyle anlatıyor:
ʺAmerika ʹya gittiğim ilk yıllar ( 1957) lisanım pek o kadar iyi değil. Newyorkʹda Medical Center Hospital adlı bir hastahanede görev almıştım. Fakat vazifem kan almak, kan vermek, serum takmak, elektrokardiyoğrafi çekmek gibi işler.. (daha&helliip;)
Anton Çehov Hikayelerinden; “Acı Çekenler.”
Bir çok hayranları bulunan Lizoçka Kudrinskaya adındaki genç bayan ansızın hastalandı, hem de öyle ciddi hastalandı ki, kocası o gün göreve gitmedi, Tver’deki annesine telgraf çekildi. Lizoçka hastalanmasını şöyle anlatır:
— Lesnoye’deki teyzemin yanına gitmiştim. Onlarda bir hafta kaldım, sonra hep birlikte kuzenim Varya’nın evine konuk olduk. Bilirsiniz, Varya’nın kocası umacının, zorbanın biridir (Böyle kocayı gebertmeli en iyisi), gene de
hoşça vakit geçirdik. Bunun birkaç nedeni var. Birincisi, «Soylu Bir Ailede Rezalet» adında bir amatör piyeste rol aldım. (daha&helliip;)
Gizem Hikayeleri; M. Valdemar Vakasına Dair Gerçekler
Hikaye Oku;
M. Valdemar vakasındaki sıradışılığın tartışmaları körüklemesinde şaşılacak bir yan varmış gibi davranacak değilim elbette. Özellikle bu koşullar altında tartışma yaratmaması mucize olurdu. Gerek ilgili kişilerin olayı halktan saklama konusundaki arzusu gerekse de soruşturmayı –çabalarımızın da etkisiyle- daha ileriye taşıyacak bilgilere ulaşana dek bekleme düşüncesi yüzünden en azından şimdilik herhangi bir açıklama yapılmamış olması bazı çarpıtılmış ve abartılı haberlerin etrafa yayılmasına ve pek çok asılsız yoruma ve doğal olarak da hatırı sayılır ölçüde şüpheye yol açmıştı. Gerçekleri kendi anladığım kadarıyla aktarmanın vakti geldi artık. Tam olarak şöyleydi: (daha&helliip;)
Guyde Maupassant Hikayelerinden; "KORKU" Hikaye; Yemekten sonra güverteye çıkılmıştı. Karşımızda, iri bir ayın ayna gibi pırıl pırıl parıldattığı Akdeniz sularının sathında hiç bir kıpırdama yoktu. Büyük gemi, yıldız ekilmiş bir tarla gibi görünen gök yüzüne simsiyah dumandan müteşekkili kocaman bir yılan savuruyor; arkamızda, uskurunun kuvvetli dönüşü ile sür'atle yol alan bu ağır geminin geçişi ile…
Bir Ramazan Hikayesi “Elveda”
Dini Hikaye: Gelişiyle memnun, gidişiyle mahzun edene sevgili deniyorsa eğer; Ramazan mü’mine sevgilidir. Dikkat buyurunuz herkese değil; mü’mine. (daha&helliip;)
Mesnevi Hikayelerinden; “Ölümsüzlük Ağacını Arayan Adam”
Bilginin biri, bir söyleşide, masala benzer bir olay anlattı. Dediğine göre, Hindistan’da bir ağaç varmış; kim o ağacın meyvesini yerse, ne yaşlanır, ne ölürmüş.
Padişahın biri bunu duydu; bu ağaca ve meyvesine âşık oldu. İş bilir, güvenilir adamlarından birini o ağacın meyvesini getirmek için Hindistan’a yolladı. Adam ağacı bulmak için yıllarca Hindistan’ın her yanını gezdi, dolaştı. Meyveyi bulmak için şehir şehir gezdi; ne ada bıraktı, ne dağ; ne ova bıraktı, ne çöl. (daha&helliip;)