Seyahatnameden Hikayeler; "Bir Pehlivan Gösterisi" Seyahatname Hikayeleri Oku; Ortaya bir pehlivan çıktı. Def çalıyor, iki adamı da oynuyordu. İki adam birbirine sarıldılar. İkisi bir vücut oldu. İki başlı, dört kollu ve dört ayaklı, şaşılacak bir şey meydana geldi. Bir zaman öylece ortada döndüler. Sonra havuzun içine düştüler, kayboldular. İki adam, vücutları pul pul iki ejderha…
Deyim Hikayeleri; “İki Dirhem Bir Çekirdek”
Keçiboynuzunun Yunanca adı “keration”, İngilizcede “carob”, Arapçada “kırrıt”tır. Keçiboynuzunun tohumu yıllarca elmas ölçmek için kullanılmış. Elmaslar, keçiboynuzu tohumları ile tartılıp satılırmış. Bu nedenle keçiboynuzu, kırat veya karat dediğimiz ölçü birimine isim babalığı yapmış.
Prof. Dr. Aydın Akkaya açıklamasına göre; Keçiboynuzu çekirdeği doğada ağırlığı değişemeyen bir tohumdur. Tohumlu bitkilerden yalnız keçiboynuzu uzun süre suda bekletildikten sonra filiz verebilir.Bu,hem çok kuruduğu ve meyvesinden çıktıktan sonra son ve sabit ağırlığını aldığı için hem de içine su alması ihtimalinin çok az ve çok uzun süreye bağlı olduğu içindir. (daha&helliip;)
Hayvan Hikayeleri; “Melezleme”
Hayvan Hikayeleri; Yarı kedi yarı kuzu, garip bir hayvanım var. Babamdan, diğer eşyayla birlikte miras bana, nedir, büyüyüp kendini göstermesi benim elimde oldu. Önceleri kediden çok kuzuydu, şimdi iki hayvandan da eşit özellikler taşıyor.
Başı ve pençeleri kedi, gövdesinin biçimi ve iriliği kuzu, gözlerinde yanıp sönen vahşi parıltı, yumuşak ama diri postu, devinimlerinin hem zıplamaya
hem sürünmeye benzemesiyle, hem kedi hem kuzu. (daha&helliip;)
Mesnevi Hikayelerinden; “Filin Şekli”
Mesnevi Hikayelerinden Oku; Bir Hintli, hayatlarında hiç fil görmemiş insanların yaşadığı bir köye bir fil getirdi; fili karanlık bir ahıra koydu. Ertesi gün, fili köylülere gösterecekti. Ama meraklı birkaç kişi hayvanı hemen görmek için o kapkaranlık ahıra toplandı. Ancak ahır o kadar karanlıktı ki, fil gözle görülemiyordu. Adamlardan hiçbiri de yanlarında mum getirmeyi akıl edememişti. O göz gözü görmeyecek kadar karanlık ahırda, file ellerini sürerek onu tanımaya çalıştılar. (daha&helliip;)
Seyahatnameden Hikayeler
Sultan Bayezid Han-ı Veli Camii
Sultan Bayezid Han-ı Veli Camii’nin temeline başlandığında mimarbaşı:
“Padişahım mihrabı nice koyalım?” diye sorunca Sultan Bayezid-i Veli mimara hitap edip:
“Ayağımın üzerine bas.” Derler.
Mimar padişahın ayağının üzerine basınca Kâbe-i Şerif’ gördü. Mimar hemen Bayezid Han’ın ayağına yüz sürüp mihrabı önce yaptı. Sonra yine mihrapta iki rekat hacet namazını Bayezid-i Veli kılıp hayır ile tamamlanması için hayır dua ettiler. (daha&helliip;)
Edgar Allan Poe Öykülerinden; “Şişedeki Not” Hikayesi
13 Bir anlık ömrü kalmış kişinin saklayacak şeyi yoktur.
Vatanım ve ailem hakkında anlatacak pek fazla şeyim yok. Kötü alışkanlıklar ve geçen uzun yıllar beni birinciden uzaklaştırdı, diğerindense kopardı. Ailemden miras kalan servet iyi bir eğitim görmemi ve sorgulamaya yatkın aklım ise gençliğimde yaptığım sıkı çalışmaların birikimini yöntemsel bir temele oturtmamı sağladı. (daha&helliip;)
Franz Kafka Hikayeleri; “Ceza Sömürgesi”
Subay: «Bambaşka bir araç bu», dedi inceleme gezisine çıkmış konuğa ve kendisinin hiç de yabancısı olmaması gereken aracı nerdeyse hayranlıkla baştan aşağı süzdü. Konuk, itaatsizlik ve üste hakaret suçundan ölüme mahkûm edilmiş bir erin idamında bulunmak için kumandan tarafından yapılan çağrıya sırf nezaket gereği uymuştu. Anlaşılan ceza sömürgesinde de söz konusu idama karşı ilgi pek büyük değildi. (daha&helliip;)
Sabahattin Ali Hikayelerinden Bir Aşk Hikayesi; “Değirmen”
Hiç sen bir su değirmeninin içini dolaştın mı adaşım?.. Görülecek şeydir o… Yamulmuş duvarlar, tavana yakın ufacık pencereler ve kalın kalasların üstünde simsiyah bir çatı… Sonra bir sürü çarklar, kocaman taşlar, miller, sıçraya sıçraya dönen tozlu kayışlar… Ve bir köşede birbiri üstüne yığılmış buğday, mısır, çavdar, her çeşitten ekin çuvalları. Karşıda beyaz torbalara doldurulmuş unlar… (daha&helliip;)
Evliya Çelebi'ye Babasından Öğüt Bir gün “Hoş geldin Bursa seyyahı, sefa getirdin” dedi babam. Oysa benim nereye gittiğimi kimse bilmiyordu. Ya da ben öyle zannediyordum. “Babacığım! Bu fakirin Bursa’da olduğunu nereden bildiniz?” deyince babam: - Sen 1050 senesi Muharrem ayında kaybolduğun gece, ben nice etkili dualar okudum. O gece rüyamda seni gördüm. Bursa’da, Emir Sultan…
Anton Çehov: Hep Dilimin Yüzünden
Öylesine ağlamak istiyorum ki! Ah, bir ağlasam, birazcık açılacağım.
Olağanüstü bir akşamdı. İki dirhem bir çekirdek giyindim, tarandım, kokular süründüm, bir Don Juan edasıyla sevdiğim kızın evine gittim. Sokolniki semtindeki yazlıklardan birinde oturuyorlardı. Sevdiğim kız genç ve güzeldi. 30 bin ruble drahoması vardı. İyi bir eğitim almıştı. Ve bu satırların yazarını deli gibi seviyordu. (daha&helliip;)
Refik Halit Karay’ın”Boz Eşek” Hikayesi
Refik Halid Karay, Türk hikayeciliğinde önemli bir yere sahiptir. Anadoluyu ve insanlarını tasvir ederken kurduğu cümlelerde gerçekçilik ve mizahı, insanı okurken hayran bırakmaktadır. Bu başarısında etkili gözlem yeteneğinin ve güçlü bir kalemi olması yatmaktadır. Anadolu’ya dair yazdığı hikayelerle İstanbul dışına çıkmış ve zamanın Anadolu’sunu onun sayesinde birinci elden görmüş gibi bir his yaşatmıştır. (daha&helliip;)
Franz Kafka; “Uykusuzlar” Hikayesi
Uykusuz gece. Sıraya girenlerin üçüncüsü bu. Derin bir uykuya gömülüyor, bir saat sonra da, kafamı yanlış bir çukura koymuşcasına uyanıyorum. Tümüyle uyanığım, sanki incecik bir zar altında uyumuşum ya da hiç mi hiç uyumamışım gibi bir duygu var içimde, yeniden uykuya dalmanın güçlükleri uzanıyor önümde, kendimi uykudan ötelere fırlatılmış duyuyorum. (daha&helliip;)
Hikaye Oku; “Caline”
Güneş davetkâr gölgeler düşürecek kadar batıya erişmişti. Bir genç kız, küçük bir tarlanın ortasında, bir tınazın gölgesine uzanmış yatıyordu. Uzun
bir süredir mışıl mışıl uyuyordu, ama birden nereden geldiği belirsiz bir gürültüyle uyandı. Gözlerini açıp bir an bulutsuz göğe baktı. (daha&helliip;)
Hikaye Oku: Perili Ev
Ne zaman uyanırsan uyan, bir kapı çarpardı. Odadan odaya geçerlerdi, el ele, orayı burayı kaldırıp açarak, emin olmaya çalışarak – bir hayalet çift.
“Buraya bırakmıştık,” dedi kadın. Adam da ekledi, “Ah, ama buraya da!” Kadın, “Üst kata,” diye mırıldandı. “Ve bahçeye de,” diye fısıldadı adam. “Sessiz olalım,” dediler, “uyandıracağız onları.” (daha&helliip;)
Edgar Allen Poe; Dehşet Dolu Bir Hikaye; Gammaz Yürek +18
Dehşet Hikayeleri Oku; Evet! –asabi– hep çok, çok, dehşetli asabiydim, şimdi de öyleyim, ama kim demiş deliyim diye? Bu illet duyularımı yok etmek, köreltmek şöyle dursun, daha da duyarlı kılmıştı. En çok da işitme duyumu. Yedi iklim dört bucak her şeyi işitiyordum. Cehennemden pek çok şey işitiyordum. O zaman nasıl deli olabilirim ki? Şimdi kulak verin bana! Ve görün bakalım, olan biteni baştan sona ne kadar doğru düzgün, güzel güzel anlatabiliyorum size. (daha&helliip;)