Nazım Hikmet’ten Demirci Hikayesi
Nazım Hikmet’in Demirci Hikayesi; Güneş damların üstünde görünür görünmez, Demirci Hasan işe başladı. Örsü dövüyor. Örsün üstüne inen çekicin altından fışkıran kıvılcımlar karanlık demirhaneyi aydınlatıyor. Demirci Hasan çok uzun boyludur. Elleri nasırlıdır. Boynu kalındır. Önünde meşin bir önlük vardır. (daha&helliip;)
Guy de Maupassant Hikayeleri; “Ölüler Ne Diyor?”
Hikaye Okuma: Onu çılgınca sevmiştim! İnsan neden sever? Dünyada sadece bir varlıktan başkasını görmemek, kafasında sadece bir düşünce olmak, yüreğinde sadece bir arzuyu hissetmek ya da dudaklarında sadece bir adın tekrarlanması tuhaf mı acaba? Bir pınarın sularının yeryüzüne çıkmasına benzer şekilde ruhun derinliklerinden dudaklara kadar yükselen, hep söylenen, tekrar söylenen, bir dua gibi her yerde hep fısıldanan bir ad. (daha&helliip;)
Hikaye Oku; Bir İhtimal Daha Var
Hikaye Oku: Ayla filmini seyreden herkes gibi benim de Süleyman astsubayın vefa ve şefkatine hayran olduğum, küçük Eunja Kim’in saf ve tertemiz sevgisine gözyaşlarımı tutamayarak eşlik ettiğim doğrudur ama itiraf etmeliyim ki beni en çok sarsan Nimet Hanım’ın aşkı oldu. (daha&helliip;)
Adalarda Saklı Hazine Hikayesi
Heybeli Adası’nda dokuz mil genişliğinde, bağlı ve bahçelidir. Hayat suyu dağıtan kuyusu ve alaca alaca tavşanları ile mamur bir adadır. (daha&helliip;)
Guy de Maupassant Hikayeleri; “Şeytan”
Köylü, ölüm döşeğinde olan hasta kadının başucundaki doktorun karşısında duruyordu. Sessiz, olacaklara boyun eğmiş ama aklı hâlâ yerinde olan ihtiyar kadın, onlara bakıyor ve konuşulanları dinliyordu. Yaşlı kadın ölecekti; buna isyan etmiyordu. 92 yaşındaydı ve artık sonu gelmişti. (daha&helliip;)
57. Alay’ın Kahramanlık Hikâyesi
Çanakkale Kahramanları Anısına
57. Alay, Çanakkale Savaşı sırasında, 15 Nisan 1915’te Anzak Çıkarmasını durdurması ve verdiği büyük kayıplarla efsaneleşmiş bir alaydır.
57.Piyade Alayı, 19. Piyade Tümenine bağlı üç alaydan biridir. Tekirdağ’ın Yarkışla bölgesinde, 1 Şubat 1915 tarihinde kurulmuştur. Tarihimizin en şanlı birliği olan bu alayın başına kumandan olarak, kahraman Yarbay Hüseyin Avni Bey atanmıştır. (daha&helliip;)
Atasözü Hikayeleri
Okumam Yazmam Yok Ama Kayseriliyim
Kayseri ilimize has bir deyimdir.
Kayserililer zeka, kurnazlık ve işbirlikleri ile tanınırlar. Arapların Kaysariye, Kayser’in, yani imparatorun, hükümdarın memleketi dedikleri bu ilimizden, pek çok iş adamı tüccar, sanatkar, ünlü ve büyük kişiler yetişmiştir. Osmanlılar Devrinde Kayseri de, esnaf ve tüccar bile Enderun dili kullanırmış. Kayserililer, ilim ve bilgiye önem veren, bunu zekaları ile pekiştiren kişilerdir. (daha&helliip;)
Hikaye Oku: Dijital Kedi
Kardeşleri oynarken onları izleyen bu küçük kedinin adı Mestan’dı. Ona bu adı evine geldiği sahibinin yavrusu olan insan vermişti. Mestan bu küçük insanı çok seviyor, onu annesi sanıyordu. Ama ne yazık ki annesi olamazdı çünkü o erkek bir insandı. Ne yapsın annesini hiç görmemişti ki! Annesi kardeşlerini ve kendisini doğururken ölmüştü. Şimdi bu yeni geldiği evde tek kedi kendisiydi. Buraya sadece betonların olduğu bir yerden gelmişti. Orada tek değildi. Kardeşleri de vardı. Eski sahibi onu buraya getirmişti. Çünkü bu yeni evinin sahibi yaşlı amca bir yavru kedi istemişti. (daha&helliip;)
Öyküler, Hikayeler Oku; “Berber Dükkanında”
Sabah. Saat daha yedi olmadığı halde Makar Kuzmiç Bliostkov’un berber dükkânı açık. Şık giyimli, ama üstü-başı kir içinde, henüz yüzünü bile yıkamamış bulunan, yirmi yaşlarındaki dükkân sahibi Makar sabah temizliği yapmakta. Aslında nereyi temizlediği de belli değil, gene de hayli terlemiş. Elindeki bezle bir yerleri siliyor, şuraya-buraya parmağını sürüyor, duvarda gördüğü bir tahtakurusuna fiske atıyor… (daha&helliip;)
Guy de Maupassant’tan Seçme Hikayeler “Korsika’dan Bir Öç Öyküsü”
Hikaye Oku; Paolo Saverini’nin dul karısı, Bonifacio Kalesi’nde küçük ve biçimsiz bir evde, oğluyla birlikte, yalnız oturuyordu. Dağın ileriye doğru uzanmış bir kolu üzerine kurulan, hatta bazı yerlerde denizin üzerine asılı gibi duran bu kent, sivri sivri kayalarla dolu boğazın yukarısından, Sardunya’nın daha alçak kıyısına bakar. Eteklerde, öbür yanda bir dev dehlizine benziyen ağız biçiminde, yüksek bir kıyı, kenti hemen tümüyle çevirerek limanlık eder ve İtalya veya Sardunya’nın küçük balıkçı kayıklarını, on beş günde bir de, Ajaccio postasını getiren eski tıknefes vapuru, iki sarp duvar arasında uzun bir dolaşmadan sonra, ilk evlere kadar ulaştırır. (daha&helliip;)
Çanakkale Şehit Mektupları
Valideciğim,
Dört asker doğurmakla müftehir şanlı Türk annesi,
Nasihat-amiz mektubunu Divrin Ovası (Niğde) gibi, güzel, yeşillik bir ovacığın ortasından geçen derenin kenarındaki armut ağacının sayesinde otururken aldım. Tabiatın yeşillikleri içinde mest olmuş ruhumu bir kat daha takviye etti. (daha&helliip;)
Bir Kahramanlık Hikayesi; “Çocuk Asker”
Minik elleriyle, çeliğin soğuk yüzünü taşıyan silahını temizlemeye çalışıyordu. O küçücük parmakları tüfeği zor kavrıyordu. Tüfek neredeyse kendi boyundaydı. Omzuna takınca, tüfek mi büyük yoksa kendisi mi küçük belli değil, tüfeği omuzundayken silah büyüyor kendisi ise küçülüyor gibiydi. (daha&helliip;)
Mutluluğun Anahtarı Hikayesi
Hikaye Oku; Bu akşam eve geldiğim zaman eşim akşam yemeğini servis ediyordu. Elini tutarak ona söylemek istediği bazı şeyler olduğunu söyledim. Sessiz masaya oturdu ve tabağındaki yemeğini yemeye başladı. Yine daha önce olduğu gibi gözlerine baktığımda gözlerinde o korkuyu tekrar gördüm. (daha&helliip;)
Dehşet Hikayeleri; “Randevu”
Bekle beni orada! O derin vadide Seninle buluşmakttı gecikmeyeceğim.
(Karısımn cenaze merasiminde Chichester piskoposu Henry King’in yaktığı ağıt.)
Kendi hayal gücünün parlaklığında yitmiş ve kendi gençliğinin alevleriyle yanıp kül olmuş, bahtı kara ve esrarengiz insan! Hayalimde yine seni görüyorum! Bir kez daha görüntün gözlerimin önünde dikeliyor! Ama soğuk gölgeler vadisinde değil -olman gerektiği gibi- Palladio tarzı saraylarının kocaman pencereleri sessiz suların esrarına derin ve acı bir ifadeyle bakan, denizler cennetinin sevilen yıldızı senin kendi Venedik’inde bu kasvetli hayaller kentinde görkemli düşünceler içerisinde bir hayat sürerken. (daha&helliip;)
Çanakkale Savaşı Hikayelerinden; “Ateş Hattında – Çok Geç”
Mustafa Kemal her zaman ateş altında dolaşıyordu. Askerlerin maruz kaldığı her türlü tehlikeyi paylaştığı, etrafında yüzlerce insan öldüğü halde ona bir şey olmuyordu.
Bir seferinde akşam olmak üzereyken yeni kazılan bir siperin önünde oturuyordu. O sırada İngiliz bataryası onlara doğru ateş açtı. Her akşam gün batmadan önce İngiliz bataryası tam üç atış yapar ve sonra da ateş kesilirdi. (daha&helliip;)