Atasözü Hikayeleri; “Vermeyince Mabud, Neylesin Sultan Mahmud?”

Atasözü Hikayeleri; “Vermeyince Mabud, Neylesin Sultan Mahmud?”

Derler ki, Sultan Mahmut’a kısmeti bağlı bir adamdan söz etmişler. Sultan adamı bir de kendisi denemek istemiş. Bir koca tepsi baklava yaptırmış. Üst tabakadan başka tepsinin her tarafına görünmeyecek şekilde altın dizdirmiş, adamını gönderip ona tepsiyi birinin bir adağı diyerek kısmetsiz şahsa vermesini ve şahsı takip etmesini emretmiş. Adamımız tepsiyi almış. Yolda bir tanıdığına rastlamış. İkisinin de olaydan haberi yok.  Adamımız hikayeyi anlatınca, “Senin” demiş “tanıdığın gerçek bir hayırseverlik duygusuyla, “Baklavadan çok paraya ihtiyacın var. al şu iki altını, sat tepsiyi bana.” Teklif adamımızın da işine gelmiş ve tepsiyi satmış. (daha&helliip;)

0 Yorum

Hikaye; Ne, Neden, Nasıl, Neye Göre 1. Bölüm

Hikaye; Ne, Neden, Nasıl, Neye Göre 1. Bölüm

Hikaye oku; Bütün gün çalışmaktan yorulmuş önceki günler gibi sonunda hafta tatili gelse de biraz dinlensem arzusu vuslata gelme vaktiydi, günlerden Pazar. Bugün ne yapsam diye düşünürken gözüm evin avlusundaki bisiklete takıldı ve aklımdan o an bir fikir belirdi olabilir neden olmasın hemen bazı ihtiyaçlarımı sırt çantasına doldurarak bisikletime atlayıp bir doğa gezisi yapmak için plansız projesiz bir günlük macera neyim eksilirdi pusulam yok kafam nereye dönerse yönüm ora, pedalı büyük bir heves ve nereye gideceğimi bilmeyerek heyecanla ama istikrarlı kendimi yormadan ve kondisyonumu zorlamadan çevire çevire kasabanın dışına doğru sürüyordum, baya bi zaman sonra bir pınarın başında serinlemek için durdum, durmaz olaydım yoksa iyi ki durdum mu deseydim bilemedim zira başıma gelenlerin iyi veya kötü olduğunu hala düşünüp kararını veremiyorum, buna siz karar verin. (daha&helliip;)

0 Yorum

Hikaye Oku: “Amber-i Çin Camii”

Hikaye Oku: “Amber-i Çin Camii”

Hikaye oku: Kırım’da zengin bir tüccar cami yaptırmaya başlar. Binlerce kişi toplanır, yardım eder. O sırada inşaatın yanından bir ticaret kervanı geçer. Kervan on katar deve, misk ve amber yüklüdür. Kervan sahibi selam vermez.

– Ey kervan sahibi, nereden gelip nereye gidersiniz? Yükünüz nedir? Diye sorarlar. Ama kervan sahibi oralı değildir. Kasıla kasıla geçer gider. (daha&helliip;)

0 Yorum

“Silewro Etkisi” Hikayesi  2. Bölüm

“Silewro Etkisi” Hikayesi  2. Bölüm

Hikaye Oku: Sur duvarında yüksek voltajlı elektro manyetik kesici ışın ile sığabilecekleri bir delik açtıktan sonra şehre sızan askerler hep bir arada kalacak şekilde bitişik olarak ilerliyorlardı şehrin merkezine yaklaştıkça merak ve endişe birbirine karışıyor ve yoğunluğu korku alıyordu. Bu arada etrafta ne bir ceset görebiliyorlardı nede canlı birini. (daha&helliip;)

0 Yorum

Atasözü Hikayeleri; “Tencere Yuvarlanmış Kapağını Bulmuş”

Atasözü Hikayeleri; “Tencere Yuvarlanmış Kapağını Bulmuş”

Bir zamanlar Şenn adında çok zeki ve bilgili bir adam yaşamaktaydı.Bu adam bir gün kendisi gibi bilgin ve akıllı bir kız bulup evlenmek için atına atlayıp yola çıktı.Yolda bir adama rasladı. Adam köyüne gidiyordu.Şenn de adama katılıp birlikte yolculuk etmeye başladılar. Şenn adama sordu:

– Ben mi seni yükleneyim, yoksa sen mi beni yüklenirsin?

Adam: (daha&helliip;)

0 Yorum

Anton Çehov Hikayelerinden; “Hazır Yiyiciler”

Anton Çehov Hikayelerinden; “Hazır Yiyiciler”

Anton Çehov Hikayeleri Oku; Yetmiş yaşlarında, yalnız yaşayan, çökkün bir ihtiyar olan, esnaf takımından Mihail Petrov Zotov sabahleyin gözlerini açtı. Soğuktan, yaşlılıktan dolayı tüm bedeninde bir kırıklık vardı. Odanın içi henüz karanlıktı, ancak kutsal tasvirin önündeki kandil de yanmıyordu. Perdeyi kaldırıp dışarıya baktı. Gökyüzünü kaplayan bulutlar beyazlıkla örtülmeye, hava ağarmaya yüz tuttuğuna göre sabahın en fazla beşi olmalıydı… (daha&helliip;)

0 Yorum

“Silewro Etkisi” Hikayesi 1. Bölüm

Silewro Etkisi” Hikayesi 1. Bölüm

Evren, galaxy ve uzay bilemeyeceğimiz kadar büyük ve gizemlerle dolu. Ama bu kadar büyük olan bir uzayda nasıl olur da “insan” yalnız olduğunu düşünüp kendini yüceltebilir?, garip. Oysa insanlar tarihin başlangıcından beri hep dış uzaydan bir çok gezegenden varlıklarca ziyaret edilmişlerdir. Tabi ki ne amaçla geldikleri veya ne kadar süre kaldıkları, hatta hala burada aramızda yaşamadıkları tam bir muammadır. (daha&helliip;)

0 Yorum

Hikaye Oku; “21 PSYCHE”

Hikaye Oku; “21 PSYCHE”

– Fausto Carlino hanginiz?

Yattığım yerden önce ayakkabılarını gördüm. Yürürken ses çıkarmaması için tabanları özellikle zımparalanmış, parlak rugan ayakkabılardı bunlar. Sokakta uyuyan evsizlere sessizce yaklaşmak ve onların uyanıp kaçmalarına fırsat vermemek için tasarlanmışlardı. Apoletlerinde “PICKER” yazan buz mavisi gömleği ve lacivert kumaş pantolonundan oluşan üniformasıyla iri yarı bir toplayıcı, yattığım ranzanın yanında dikilmiş, soran gözlerle kırk kişilik koğuşa bakıyordu. (daha&helliip;)

0 Yorum

Deyim Hikayeleri; “Ölme Eşeğim Ölme”

Deyim Hikayeleri; “Ölme Eşeğim Ölme”

Atasözü Ve Deyim Hikayeleri; Ölme Eşeğim Ölme Deyimi:

Bir kış, neredeyse adam boyu kar yağmış. Aylarca bir toplu iğne başı kadar bile toprak görünmemiş. İnsanlar burunlarını dahi dışarıya çıkaramamış. Hazıra dağ dayanmaz hesabı, halkın yiyeceği de tükenmeye başlamış. İnsanlar lokmalarını sayar hâle gelmişler. Kıtlık sadece insanları değil hayvanları da vurmuş; bir deri bir kemik kalmışlar. (daha&helliip;)

0 Yorum

Çok Güzel Bir Hikaye; “Altın Böcek”

Çok Güzel Bir Hikaye; “Altın Böcek”

Hikaye Oku;

O da nesi! O da nesi! Dans ediyor adam delirmiş gibi!
Tarantula sokmuş onu.
Yanlış Yanlış Üstüne.

Bundan yıllar önce, William Legrand adlı biriyle dostluğum olmuştu. Huguenot isminde köklü bir aileden geliyordu ve bir zamanlar epey varlıklıyken birbirini izleyen talihsizlikler sonucu yoksul düşmüştü. Başına gelen felaketlerden sonra çevresi tarafından aşağılanmak istemediğinden, atalarının kenti New Orleans’tan ayrılıp Güney Carolina dolaylarındaki Charleston yakınlarında bulunan Sullivan Adası’na yerleşmişti. (daha&helliip;)

0 Yorum

Ömer Seyfettin Hikayeleri: “Perili Köşk”

Ömer Seyfettin Hikayeleri:

“Perili Köşk”

Sermet Bey  döndü,  arkasındaki  bekçiye:
– İşte  bir  boş  köşk  daha…  dedi.

Küçük  bir  çam  ormanının  önünde  beyaz,  şık  bir  bina,  mermerdenmiş  gibi  göz kamaştıracak  derecede  parlıyordu.  Tarhlarını  yabanî  otlar  bürümüş.  Bahçesinin  demir  kapısında  büyük  bir  “Kiralıktır”  levhası  asılıydı.  Bekçi  başını  salladı: (daha&helliip;)

4 Yorumlar

Sabahattin Ali Hikayelerinden “Hasan Boğuldu”

Sabahattin Ali Hikayelerinden "Hasan Boğuldu" Kazdağı’nın Adalar Denizi’ne bakan yamaçlarından birindeki bir yörük obasına gidip dört beş gün kalacaktım. Edremit pazarına çıra ve bal satmaya geldiği zamanlar ahbap olduğum ve devlet kapısında birkaç ufak işine yardım ettiğim uzun boylu, ak sakallı bir yörük beni davet etmiş: - Çadırda yatmayı gözün tutarsa buyur! Taze bal yersin,…

0 Yorum

Guy de Maupassant Hikayeleri; “Sauvage Nine”

Guy de Maupassant Hikayeleri; “Sauvage Nine”

Georges Pouchet’ye
I

Virelogne’a on beş yıldır uğramamıştım. Prusyalıların yıkmış oldukları şatosunu sonunda yeniden yaptıran dostum Servat ile birlikte avlanmak üzere oraya güzde gittim.

Bu yöreyi son derece seviyordum, güzel dünyanın, gözü okşayan, gıcıklayan köşelerindendi. Böyle yerler maddi bir aşkla sevilir. Biz, toprağın  büyülediği kimseler, çok görülmüş ve içimizi tıpkı mutlu olayların yaptığı gibi gevşetmiş bazı kaynaklardan, bazı korulardan, bazı göllerden, bazı tepelerden tatlı anılar saklarız. Hatta bazen kafamız; keyifli bir günde bir defacık görülmüş ve bir ilkyaz sabahı sokakta açık ve saydam bir giysiyle rastlanıp da ruhumuzda ve bedenimizde dindirilmez, unutulmaz bir istek, yanından sürtünerek geçilmiş bir mutluluk duygusu bırakan (daha&helliip;)

0 Yorum

Anton Çehov Hikayeleri; “Başkalarının Derdi”

Anton Çehov Hikayeleri; “Başkalarının Derdi”

Anton Çehov Hikayeleri Oku; Hukuk fakültesini yeni bitiren Kovalev”le genç karısı arabaya binip yola düştüklerinde saat daha sabahın altısı bile olmamıştı. Köye gidiyorlardı. Ömürlerinde hiç erken kalkmamışlardı ve şimdi durgun bir yaz sabahının güzelliği, ancak masallarda karşılaşılabilecek olağanüstü hoş bir şeymiş gibi geliyordu onlara. Yeşillerle bezenmiş, elmas çiğ tanecikleriyle kaplı toprağın göze hoş gelen, mutlu bir görünümü vardı. Güneş ışınları, parlak gölgeler yaparak ormanın koyuluğunda uzanıyor, pırıl pırıl nehirde titreşiyorlardı. Olağanüstü mavi ve berrak havada öyle bir tazelik vardı ki, sanki doğa, banyodan çıkmış da daha bir genç ve sağlıklı olmuştu. (daha&helliip;)

0 Yorum

İçeriğin sonu

Yüklenecek başka sayfa yok