Hayvan Hikayeleri; “Melezleme”
  • Post comments:0 Yorum

Hayvan Hikayeleri; “Melezleme”

Hayvan Hikayeleri; Yarı kedi yarı kuzu, garip bir hayvanım var. Babamdan, diğer eşyayla birlikte miras bana, nedir, büyüyüp kendini göstermesi benim elimde oldu. Önceleri kediden çok kuzuydu, şimdi iki hayvandan da eşit özellikler taşıyor.

Başı ve pençeleri kedi, gövdesinin biçimi ve iriliği kuzu, gözlerinde yanıp sönen vahşi parıltı, yumuşak ama diri postu, devinimlerinin hem zıplamaya
hem sürünmeye benzemesiyle, hem kedi hem kuzu. Pencere pervazına yerleştiğinde güneşten keyiflenip mırıldanmaya başlıyor, çayırlık alana çıkmayagörsün deliler gibi koşmaya başlıyor, böyle anlarda onu tutabilmek ne mümkün! Kedi gördü mü tabanları yağlıyor ama bir kuzuya rast geldi mi saldırmaya kalkıyor. Mehtap çıktığında oluklarda tur atmaya bayılıyor. Tam anlamıyla miyavlamıyor ama, farelerden iğreniyor. Tavuk kümesi yanında pusuya yatıp saatlerce beklediği oldu ama eline bir fırsat geçtiğinde değerlendirdiğine da tanık olmadık şimdiye dek.

Şekerli sütle besliyorum onu, öyle hoşuna gidiyor ki! Sütü o yırtıcı hayvan dişlerinin arasından büyük yudumlarla alıyor. Çocuklar onunla eğlenmeye
bayılıyorlar. Pazar öğleden önce çocukları kabul saati var. Ben hayvanı kucağımda tutarken komşu çocuklar çevremi sarıyorlar.

Durup dururken, şeytanın aklına gelmeyecek sorular yöneltiyorlar bana: Bu hayvan neden varmış, neden başkasının değil de benimmiş, bu hayvandan daha önce de yaşayan bir örnek var mıymış, ya ölünce ne olacakmış, tek başına sıkılmıyor muymuş, yavrusu neden yokmuş, adı neymiş ve benzerleri…

Bu sorulara yanıt yetiştireceğim diye hiç sıkıntıya sokmuyorum kendimi, sesimi çıkarmadan kucağımdaki hayvanı göstermekle yetiniyorum. Kimi çocuklar yanlarında bir kedi getiriyorlar, bir keresinde iki kuzu getiren bile oldu. Yine de bekledikleri olmadı, bir kavgaya tanık olamadılar. Hayvanlar karşılıklı birbirlerini süzdüler ve anladığım kadarıyla birbirlerinin varlıklarını Tanrının bir iradesi olarak benimseyerek kabullendiler.

Kollarımın arasındayken korkmuyor hayvan, çevresine bakınma gereksinimi de duymuyor. Bana sokuluyor, kollarımın ararsındayken her yerden daha rahat duyumsuyor kendini. Onu bakımını üstlendiğimiz için ailemize bağlı. Bu bağlılığın olağanüstü bir şey sayılması gerektiği kanısında değilim; dünya üzerinde pek çok sıhrî hısımı bulunmasına karşın tek bir kan hısımı olmayan bir hayvanın yanımızda bulduğu sevgiyi kutsal saymasından kaynaklanan bir içgüdü.

Kimi zaman beni kokluyor ve bacaklarımın arasından geçmeye çalışıyor, çok gülüyorum bunu yaptığında. Kuzu ve kedilik yetmezmiş gibi bir de köpeklik ha! Bir gün tüm işlerim ters gitmiş, herkesin başına gelebilecek o kötümserlik duygusu yakama yapışmıştı; bu ruh durumu içinde sallanan sandalyeye oturmuş, kucağımda hayvan otururken ne göreyim; hayvanın o büyük bıyıklarından yaşlar akıyor. Acaba hangimizin gözyaşlarıydı? Bu kuzu ruhlu kedinin insana benzer duyguları da mı vardı? Babamdan bana pek az şey kaldı ama bu miras hepsine değer.

Birbiriyle bağlantısı olmayan, iki ayrı korku var hayvanın içinde; hem kedi
hem kuzu gibi korkuyor. Bu yüzden postuna sığmıyor. Kimi zaman yanımdaki koltuğa atlayıp ön patilerini omzuma dayıyor, ağzını kulağıma yaklaştırıp bir şeyler söyle gibi davranıyor. Sonra öne eğilip söylediklerini anlamış mıyım, denetlemek ister gibi yüzüme bakıyor. Gönlünü hoş etmek için anlamış gibi başımı sallıyorum. Çok seviniyor buna, yere atlıyor, sıçrayarak odanın içinde dolaşmaya başlıyor.

Bu hayvan için gerçek kurtuluş bir kasap bıçağı belki, nedir, bir miras babamdan, bu kurtuluşu ona bağışlayamam. Bu nedenle beni o mantıklı işe
yöneltmeye ne denli çalışırsa çalışsın, kaçınılmaz yazgısı onu nefes alamaz hale getirene dek beklemeli.

Franz Kafka

Franz Kafka Hakkında

(3 Temmuz 1883 – 3 Haziran 1924) Franz Kafka 20. Yüzyıl Modern Alman Edebiyatının Öncülerinden biridir. Eserlerindeki gerçekçilik ve fantastik öğeler Franz Kafka’yı dönemin en büyük hikaye ve roman yazarlarından birisi yapmıştır. Kafka eserlerinde insanın gizli kalmış korkularını, burjuva yaşamının sahte aile ilişkilerini, bürokrasinin çıldırtan işleyişini gözler önüne serer. Karamsar mizacı eserlerindeki karakterleri çaresizlikle donatmıştır. Sıklıkla tuhaf veya sürrealist çıkmazlarla ve anlaşılmaz sosyal-bürokratik güçlerle karşı karşıya kalan dışlanmış kahramanları anlatan hikâyeleri yabancılaşma, varoluşsal kaygı, suçluluk ve saçmalık temalarının keşfi olarak yorumlanmıştır.

Franz Kafka’nın mutsuz ve kötü bir çocukluk geçirdiği ve babasıyla arasının hiç bir zaman iyi olmadığı ve bu durumunun hikayelerine yansıdığı görülmektedir.

Eserlerinde en büyük etkilerden birini babasının otoriter davranışı oluşturmaktadır. Bu durum pek çok araştırmacı tarafından da ele alınmıştır. Kafka’nın “Dava” adlı romanında yer alan tutuklama görevlileri, yargıç, avukat, amca Max, rahip vd… hep birer baba figürünün yansımaları olarak görülebilir.

Duygusal yaşamın yok olması ve ekonomik sömürüye karşı olan eleştirisini ise “Değişim” adlı romanında dile getirmiştir.

Kafka eserlerinde ölümü hep bir sığınak, kaçış olarak ele almıştır. Ölüm onun kendini içinde tutsak olarak hissettiği yaşam kafesinden kurtuluşudur. “Değişim” adlı eserinde Gregor Samsa özgürlüğü aile bireyleri tarafından bir faraşla çöpe atılmakla, “Dava” adlı romanında ise Josef K. ölümle elde etmektedir.

Bunların yanı sıra Kafka, tüm eserlerinde baş kahramanlarına zayıflık, itilmişlik, güçsüzlük, çaresizlik gibi psikolojik durumları giydirir. Kafka’nın karakterleri, felsefi ve psikolojik bir tartışmanın içinde yer alır.

Kısacası Kafka eserlerinde kendini yazmıştır.

Bir cevap yazın