Gazali Hikayelerinden; “Hırsız ve Havari”
Rivayet ediliyor ki, hırsızın birisi, İsrailoğulları arasında kırk sene yol kesicilik yaptı. İsâ aleyhisselâm onun yanından geçti. İsâ’nın peşinde havarilerden bir abid vardı. Hırsız, kendi kendine:
– Bu geçen Allah’ın peygamberidir. Yanında bir havarisi vardır. Ben de inip onların beraberinde üçüncüsü olursam ne güzel olur! dedi.
Bunun üzerine iniverdi. Başladı havariye yakın olmaya… (daha&helliip;)
Evimin Hikayeleri III. Bölüm
Duydum Zannettiklerim
Güzide Halama
Evim üçüncü hikayesine şöyle başladı :
Siz insanlar bazen çok ahmak olursunuz ve ekseriya en zeki zannettikleriniz en budala olanlarınızdır… İşte sana bunu ispat etmek için gülünç, fakat hakikatte çok acı bir sergüzeştimi anlatayım: (daha&helliip;)
Aşk Hikayeleri “Su Perisi”
Toy bir oğlandı. Memleketinden ilk dışarı çıkıyordu. Daha dünyada olup bitenlerden haberi yoktu. İstanbul’da hukuk fakültesinde tahsile başlamış, kendi küçücük dünyasında debelenip duruyordu. Herşey onun için yeniydi, her gün yeni bir şeyle karşılaşıyor, bazen intibak etmekte güçlük çekiyor, her şeye rağmen mutlu, hiç olmadığı kadar kendini hür ve bağımsız hissediyordu. Aile baskısı, okul disiplininin ağır yükü sırtından kalkmıştı. İlk ergenliğe girdiği yıllardı, onun bu ilk aşk macerasıydı.
(daha&helliip;)
Atasözü Hikayeleri;”Adam Ol Baban Gibi, Eşek Olma!!!”
“Adam Ol Baban Gibi, Eşek Olma!” atasözü, bazı yerlerde, “Oku Baban Gibi, Eşek Olma!” şeklinde de kullanılır. Temelde, okumanın önemini bir virgül ispatıyla anlatan, aynı zamanda ders veren, düşündüren bir atasözüdür. Okumanın önemini üstüne basarak vurgulayan, gelecek toplumlara miras kalan kıymetli bir atasözüdür. Hikayesine gelince;
Vaktiyle Eğitim Bakanlığı da yapmış olan tarihçi Abdurrahman Şeref Bey, Galatasaray Lisesi’nde müdür iken, birgün Sultan Abdülhamid’ in hizmetkarlarından bir paşanın oğluna kızar. Öğrencilerin arasında çocuğa; (daha&helliip;)
Çanakkale Hikayeleri; “GENERAL GURO’NUN GÖZYAŞLARI”
Çanakkale’de yabancıların bir anıt açılış töreni yapılmaktadır. Bu törenden 1915’te Çanakkale Savaşı’na katılmış, bu savaşlar sırasında kolundan, bacağından çok ciddi yaralar almış general Guro da vardır. (daha&helliip;)
Evimin Hikayeleri II. Bölüm
Duydum Zannettiklerim
Güzide Halama
Evim ikinci hikayesine şöyle başladı :
Çok mağrur, fakat çok güzel bir kızdı … İri, koyu mavi, hatta lacivert gözleri vardı… Bembeyaz bir mermer gibi donuk tenini hafif bir gül pembeliği gölgelendirmişti… Kumral saçlarını daima dik tuttuğu başında bir topuzla toplardı… Öyle bir bakışı, öyle bir söz söyleyişi vardı ki önünde her erkeğin gözü muhakkak eğilirdi. (daha&helliip;)
Hikaye Oku: “Tapınan’la Söyleşi”
Hikaye: Bir vakitler bir kilise vardı, her gün oraya giderdim; gönlümü kaptırdığım kız akşamları bir yarım saat burada diz çöküp tapınır, ben de rahatlıkla kendisini seyrederdim.
Bir gün kız gelmedi; canım sıkılmış, tapınanlara bakıyordum ki, çelimsiz vücuduyla kendini boylu boyunca döşemenin üzerine atmış genç bir adam ilişti gözüme. Zaman zaman başını var gücüyle tutuyor, ahlayıp oflayarak taşlar üzerinde duran ellerinin ayalarına indiriyordu. (daha&helliip;)
Guy de Maupassant’tan Seçme Hikayeler; “OTEL”
Yukarı Alpler’de buzulların eteğinde, dağların beyaz tepelerini kesen o çıplak ve kayalık boğazlarda yapılmış bütün ahşap oteller gibi Schwarenbach Oteli de, Gemmi Geçidi’ni boylayan yolculara barınaklık eder.
Burası, Jean Hauser ailesinin bakımı altında altı ay açıktır. Sonra karlar yığılıp da boğazı doldurmaya ve Loeche’e inme olanağını ortadan kaldırmaya başlar başlamaz kadınlar, baba ve üç oğul oradan ayrılırlar; yaşlı kılavuz Gaspard Hari ile ona arkadaş olacak başka bir kılavuzu ve iri dağ köpeği Sam’ı yapıya bekçi bırakırlar. (daha&helliip;)
Gazali Hikayelerinden; Hizmetçinin Duası
İçkici bir şahıs vardı. Dostlarından bir grubu topladı. Hizmetçisine dört dirhem para verip mecliste bulunan kimseler için biraz meyve satın almasını emretti. Hizmetçi Ammâr’ın oğlu Mansur’un meclisinin kapısından geçti. Mansur da bir fakir için cemaatten birşey istiyor ve diyordu:
– Kim bu fakire dört dirhem para verirse ona dört dua yapacağım!
Ravî der ki:
– Hizmetçi, yanında dört dirhem parayı Mansur’a teslim etti. Mansur dedi ki:
– Sana ne hakkında dua etmemi istiyorsun? (daha&helliip;)
Mesneviden Hikayeler; “Hayvanların Dilini Anlayan Adam”
Adamın biri Mûsâ Peygamber’e geldi:
“Ey Mûsâ! Ne olur, dua et de ben hayvanların dilinden anlayayım ve bundan kendime pay çıkartarak daha iyi bir insan olayım,” dedi. (daha&helliip;)
Evimin Hikayeleri I. Bölüm
Duydum Zannettiklerim
Güzide Halama
Günün son ışığı sönen bir rüya gibi pencerelerden içeri süzüldü, hazin bir boşluk köşelere doğru koyulaşarak odaya yayıldı. Ortada yanan gaz sobasının tavana çizdiği nakışlar daha ziyade parlarken ağır ağır umku olmayan bir siyah göl gibi gece etrafı kapladı… (daha&helliip;)
Sait Faik Hikayelerinden; “Sarmaşıklı Ev”
Hikaye Oku;
— Nasıl ev, nasıl ev? Dedi.
Karşılık vermeden önce sorusunu neden iki kere sorduğunu düşündüğümü biliyorum ama kendimden cevabını almaya vakit bulamadım ki.
— Canvermez’in evi, dedim bu sefer.
Ya ev, eve benzemez bir kulübe, bir baraka, bir taş yığını, mağara gibi bir şeydi. Ya “Canvermez”in bu köy içinde tanınmışlığı yoktu. Halbuki bana kendisi söylemişti: Sarmaşıklı ev dedin mi herkes gösterir, köyün en güzel evidir, diye. Hatta ben: (daha&helliip;)
Ömer Seyfettin Hikayeleri:
“Başını Vermeyen Şehit”
Yarın arifeydi. Öbür günkü bayram için hazırlanan beyaz kurbanlar, küçük Grigal palankasının etrafında otluyorlardı. Karşıda… Yarım mil ötede Toygun Paşa’nın son kuşatmasından çılgın kışın hiddeti sayesinde kurtulan Zigetvar Kalesi, sönmüş bir yanardağ gibi, simsiyah duruyordu. Hava bozuktu. Ufku, küflü demir renginde, ağır bulut yığınları eziyor, sürü sürü geçen kargalar tam hisarın üstünden uçarken sanki gizli bir kara haber götürüyorlarmış gibi, acı acı bağırıyorlardı. (daha&helliip;)
Nazım Hikmet Hikayeleri; “Üç Yumruk”
Bican Efendi, gözlerini ovuşturup gerinerek yatağında doğruldu. Elini ağzına götürdü, rahat ve geniş bir esnemeden sonra yatağın yanında duran tahta masanın üstündeki çalgılı saate baktı. Saat sekizi beş geçiyordu. (daha&helliip;)
Mesneviden Hikayeler; “Aslanın Payı”
Aslan, kurt ve tilki, üçü bir olmuşlar, avlanmak üzere ormana girmişlerdi. Akşama kadar bir dağ öküzü, bir keçi, bir de tavşan avlayan üç arkadaş, avlarını sırtlayarak bir mağaraya getirmişler, sofraya oturmuşlardı. Aslan, kurda dönerek: (daha&helliip;)