Nazım Hikmet’ten Demirci Hikayesi
  • Post comments:0 Yorum

Nazım Hikmet’ten Demirci Hikayesi

Nazım Hikmet’in Demirci Hikayesi; Güneş damların üstünde görünür görünmez, Demirci Hasan işe başladı. Örsü dövüyor. Örsün üstüne inen çekicin altından fışkıran kıvılcımlar karanlık demirhaneyi aydınlatıyor. Demirci Hasan çok uzun boyludur. Elleri nasırlıdır. Boynu kalındır. Önünde meşin bir önlük vardır.

Demirci Hasan çalışıyor. Demirci Hasan çalışarak şarkı söylüyor. Öyle yürekten, öyle neşeli şarkı söylüyor ki, bütün köy halkı onun şarkılarını dinliyor.Demirci Hasan çalışarak şarkı söylerken, dışardan nal sesleri geldi. Sırmalar giyinmiş bir atlı, demirhanenin kapısı önünde atını durdurdu. Sırmalar giyinmiş atlının atı köpük içindeydi.

Atlı bağırdı :

– Hey, demirci!..

Demirci Hasan cevap verdi :

– Ben buradayım … Ne istiyorsunuz?

– Atımın nalı çıktı, çabuk yerine mıhla!..

Demirci Hasan sordu :

– Bu telaşınız nedir? Nereye gidiyorsunuz?

Sırmalar giyinmiş atlı bağırdı :

– Sus!.. Sana ne dedimse onu yap! Fazla söz istemem …

Demirci Hasan cevap verdi :

– Vay, vay, vay … Daha hiç kimse bana böyle kaba sözler söylemedi. Haydi yolunuza gidin. Atınızın nalını mıhlamayacağım…

– Ne dedin? Atımın nalını  mıhlamak istemiyor musun? Ben Kırkharamiler’in elçisiyim. Beni Kırkharamiler’in reisi bir iş için gönderdi!

Demirci Hasan sırma elbiseli atlıya sordu :

– Kırkharamiler’in reisi sizi hangi iş için gönderdi?

– Çok büyük bir iş için. Acemistan’daki Kırkharamiler’in reisi kendi atlarının bizim atlarımızdan daha çabuk koştuğunu söylemiş. Bizim reis buna kızdı. Acemistan’daki Kırkharamiler’e harp açmak istiyor …

Demirci Hasan bu cevaptan hiçbir şey anlamadı. Tekrar atlıya sordu :

– Peki ama, sen nereye gidiyorsun?

– Ben, kendileriyle harp etmek istediğimizi söylemek için Acemistan’daki Kırkharamiler’e gidiyorum …

Demirci Hasan düşündü. Sonra dedi ki :

– Demek siz Kırkharamiler kavga edeceksiniz. Sonra bu kavgayı kim kazanırsa gelip eşkiyalık yapacak. Halkı soyacak.

Daha Demirci Hasan sözünü bitirmeden demirhaneye bir köylü geldi :

– Demirci Hasan, dedi, benim sabanın demiri kırıldı. Şunu bir düzelt, rica ederim.

– Hemen şimdi senin sabanının demirini düzeltirim, diye Demirci Hasan cevap verdi.

Demirci Hasan’ın köylüye verdiği bu cevaba Kırkharamiler’in elçisi kızdı. Bağırdı :

– Ne? .. Ya benim atımın nalını ne zaman mıhlayacaksın?

İlk önce ben geldim. İşim aceledir. Vaktim yok …

Demirci Hasan sırma elbiseli atlıya şu cevabı verdi :

– Doğru. Fakat köylünün sabanını düzeltmek senin gibi eşkiyanın atını nallamaktan daha iyidir. İlk önce köylünün işini yapacağım.

Bu cevap atlıyı büsbütün kızdırdı. Fakat oralarda Hasan’dan başka bir demirci olmadığı için sesini kesti. Demirci Hasan köylünün sabanını düzeltip bitirdiği zaman içeriye bir kocakarı girdi. Kocakarı, Hasan’a :

– Hasan, oğlum, dedi. Benim arabayı çeken eşeğimin nalı çıktı. Şunu yerine takıver kuzum.

– Hemen şimdi senin eşeğinin nalını yerine takarım, diye Demirci Hasan cevap verdi.

Demirci Hasan’ın kocakarıya verdiği bu cevaba Kırkharami­ler’in elçisi yine kızdı. Bağırdı :

– Ee? Ya benim atımın nalını ne zaman mıhlayacaksın?

İlk önce ben geldim. İşim aceledir. Vaktim yok …

Demirci Hasan sırma elbiseli atlıya şu cevabı verdi :

– Doğru. Fakat kocakarının eşeğinin nalını yerine takmak senin gibi eşkiyanın atına mıh mıhlamaktan daha iyidir. İlkönce kocakarının işini yapacağım.

Bu cevap atlıyı çok kızdırdı. Fakat Hasan’dan başka demirci olmadığı için sesini kesti.

Demirci Hasan kocakarının eşeğine nal çakmayı bitirdiği zaman içeriye bir çocuk girdi. Çocuk, Hasan’a :

– Hasan Dayı, dedi. Benim oyuncak arabamın tekerleği kırıldı. Şunu bir düzeltiniz, rica ederim.

– Hemen şimdi senin arabanın tekerleğini düzeltirim, diye Demirci Hasan cevap verdi.

Demirci Hasan’ın çocuğa verdiği bu cevaba Kırkharamiler’in elçisi yine kızdı. Bağırdı :

– Ne? Ya benim atımın nalını ne zaman mıhlayacaksın? İlk önce ben geldim. İşim aceledir. Vaktim yok …

Demirci Hasan sırma elbiseli atlıya şu cevabı verdi :

– Doğru. Fakat bu çocuğun arabasının tekerleğini düzeltmek, senin gibi eşkiyanın atına nal mıhlamaktan daha iyidir. İlk önce çocuğun işini yapacağım.

Bu cevap atlıyı daha çok kızdırdı. Fakat oralarda Hasan’dan başka demirci olmadığı için sesini kesti.

Demirci Hasan çocuğun arabasının tekerleğini düzeltince, sırma elbiseli atlı dedi ki :
– Eh, haydi şimdi benim atımın nalını mıhla bakalım .

Demirci Hasan güldü. Sırma elbiseli atlıya şu cevabı verdi :

– Karnım çok acıktı. Dükkanı kapatacağım. Yemek yemeye gideceğim. Sen istersen burada bekle. Köylüler senin kim olduğunu anladılar. Şimdi gelecekler. Seni yakalayıp götürecekler..

Bu cevap atlıyı çok, ama çok kızdırdı. Demirci Hasan’ın üstüne atılıp onu öldürmek istedi. Fakat Demirci Hasan bir yumrukta eşkiyayı yere yuvarladı. Köylüler geldiler. Kırkharami­ler’in elçisini bağladılar. Şehre götürdüler …

(Nakleden: Seniha İlhan/Çocuklara Mavi Kitap, 1931, ss.17-23)

Nazım Hikmet

Nazım Hikmet Hakında Bilgi

Türk şair, oyun yazarı, romancı ve anı yazarı olan Nazım Hikmet, kusurları ve güzellikleriyle baştan aşağı hayatı seven ve ‘’yaşamak güzel şey be kardeşim’’ diyen yazarımızdır.

(15 Ocak 1902 – 3 Haziran 1963), “Romantik komünist” ve “romantik devrimci” olarak tanımlanır. Siyasi düşünceleri yüzünden defalarca tutuklanmış ve yetişkin yaşamının büyük bölümünü hapiste ya da sürgünde geçirmiştir. Şiirleri elliden fazla dile çevrilmiş ve eserleri birçok ödül almıştır.

Yasaklı olduğu yıllarda Orhan Selim, Ahmet Oğuz, Mümtaz Osman ve Ercüment Er adlarını da kullanmıştır. İt Ürür Kervan Yürür kitabı Orhan Selim imzasıyla çıkmıştır. Türkiye’de serbest nazımın ilk uygulayıcısı ve çağdaş Türk şiirinin en önemli isimlerindendir. Uluslararası bir üne ulaşmıştır ve dünyada 20. yüzyılın en gözde şairleri arasında gösterilmektedir.

Nâzım şairlikle 11 yaşında, 1913 senesinde tanışır.  İlk şiiri, ‘’Feryad-ı Vatan’’ dır. Asım Bezirci, Nâzım’ı anlattığı kitabında şöyle söylüyor: ‘’Defterindeki ilk şiiri 20 Haziran 1329 (3 Temmuz 1913) tarihini taşır. ‘Feryâd-ı Vatan’ başlıklı bu şiiri Nâzım Hikmet on bir yaşında iken yazmıştır. Balkan Savaşı’nda Osmanlıların yenik düşmesi ve düşmanların Çatalca’ya kadar gelmesi üzerine kaleme alınan şiirde şairin bundan duyduğu derin üzüntü ile çok sevdiği yurdunu kurtarma istek ve umudu yansıtılmaktadır. Fakat, kendisinin açıklamasına göre, ilk yazdığı şiir ‘Yangın’dır. Bu şiiri, evlerinin karşısındaki bir binada çıkan yangın üzerine 6 Kânûn-ı evvel 1330 (19 Aralık 1914) tarihinde kaleme almıştır.  1920 senesinde ‘’Alemdar’’ gazetesinin açtığı bir yarışmaya katılır ve seçici kurulda önemli isimlerin olduğu bu yarışmayı birincilikle kazanır. Faruk Nafiz, Yusuf Ziya Ortaç, Orhan Seyfi Orhon şairden övgüyle söz eder. Nâzım fevkalade üretken bir şair olarak serbest ölçüyü sürdürür, ayrıca sosyal gerçeklikleri ele alarak muhtevada da dikkat çekici bir şiir inşa eder. Benerci Kendini Niçin Öldürdü (1932) basıldıktan sonra Darülbedayi’de (İstanbul Şehir Tiyatrosu) de sahnelenir. Gece Gelen Telgraf adlı şiir kitabının da 1933’te yayımlanmasıyla hapse girer.

Şiirleri yasaklanan ve yaşamı boyunca yazdıkları yüzünden 11 ayrı davadan yargılanan Nazım Hikmet, İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde 12 yılı aşkın süre yattı.

Mezarı Moskova’da bulunmaktadır.

Bir cevap yazın