Hikaye; “Cebrail (a.s.)’ın Duası”
Hikaye: Rasûlüllah (S.A.V.) Hazretleri, bir gün minberin birinci basamağına çıktıkları zaman «Âmîn», ikinci basamağına çıktıkları zaman «Âmîn» ve üçüncü basamağına çıktıkları zaman keza yine «Âmîn» diye buyurmuşlardı. Eshâb-ı Güzîn bunun sebebini sual ettikleri zaman efendimiz şöyle buyurdu:
— Ey eshâbım, minberin birinci basamağına ayağımı bastığım zaman, kardeşim Cebrail gelerek: «Ya Rabbî! Bir kimse, sıhhat ve âfiyetle ramazan’a yetişir de ibadet, tâat ve istiğfarda bulunmaz ise, o kimseyi esirgeyip rahmet eyleme.» dediği zaman, ben de «Âmin» dîye byurdum. (daha&helliip;)
Guy de Maupassant’tan Seçme Hikayeler “Oyuk”
“Dayak ve yaralar ölüme neden olmakla...” İşte yorgancı Bay Leopold Renard’ı ağır ceza mahkemesine çıkaran belli başlı suçlama buydu. Katilin çevresinde ölenin dul karısı bayan Flameche, oymacı Louis Ladureau ve kurşuncu Jean Durdent, başlıca tanıklar. Yanıbaşında da kendi karısı, karalar giyinmiş, bodur, çirkin bir kadın; sanki kadın kılığına girmiş bir dişi maymun…
Bakın Renard (Léopold) acıklı olayı nasıl anlattı: (daha&helliip;)
Ömer Seyfettin Hikayeleri: “Kaşağı”
Kardeşimle ahırın avlusunda oynarken aşağıda, gümüş söğütler altında görünmeyen derenin hüzünlü şırıltısını işitirdik. Evimiz iç çitin büyük kestane ağaçları arkasında kaybolmuş gibiydi. Annem, İstanbul’a gittiği için benden bir yaş küçük olan kardeşim Hasan’la artık Dadaruh’un yanından hiç ayrılmıyorduk. Bu, babamın seyisi, yaşlı bir adamdı. Sabahleyin erkenden ahıra koşuyorduk. En sevdiğimiz şey atlardı. Dadaruh’la birlikte onları suya götürmek, çıplak sırtlarına binmek, ne doyulmaz bir zevkti. Hasan korkar, yalnız binemezdi. Dadaruh onu kendi önüne alırdı. Torbalara arpa koymak, yemliklere ot doldurmak, gübreleri kaldırmak eğlenceli bir oyundan daha çok hoşumuza gidiyordu. Hele tımar. Bu en zevkli şeydi. Dadaruh eline kaşağıyı alıp işe başladı mı, tıkı… tık… tıkı… tık… tıpkı bir saat gibi… yerimde duramaz,
– Ben de yapacağım! diye tuttururdum. (daha&helliip;)
Çanakkale Şehit Mektuplarından "Yüksek Sesle Ağlamamanızı Dilerim" Zahit Üsteğmen 8 Ocak 1916'da, Kerevizdere Mevkii'ndeki 'Şehitler Tepesi'nde yaşanan kanlı ve çetin muharebelerde patlayan bir mayınla şehit olduğunda 34 yaşındaydı. Bıraktığı mektup zarfının içinden küçük bir saç demeti de çıktı. Bu; Nadide adlı yavrusunun saçının tutamıydı. "Pınarbaşı (Aziziye) İlçesi Kılıç Mahmutbey Köyü’nden Ahmet Efendi kızı eşim Hanife…
Edgar Allan Poe Hikayeleri; “Kara Kedi”
Korku Hikayesi, Dehşet Hikayesi, Hikaye Oku;
Anlatacağım bu tuhaf ama bir o kadar da yalın hikayeye inanacağınızı sanmadığım gibi sizleri buna zorlayacak da değilim. Bizzat kendimin inanmadığı şeylere başkalarını inandırmaya kalkışmak delilik olur. Ama deli değilim ve hayal de görmedim. Yarın öleceğim için içimi dökmek istiyorum o kadar. Amacım evimde olanları alenen, kısaca, çeşitli düşünce ve görüşler ileri sürmeden anlatmak. Bu olaylar sonuçları itibarıyla beni dehşete düşürüp, kıvranmama sonunda da yıkımıma neden oldu. Yine de bunları açıklamaya uğraşacağım. Bana dehşetten öte bir şey vermeyen bu olaylar, başkalarına korkunç gelmediği gibi, abartılmış da gelebilir. Belki ileride, benden daha sakin, daha bilinçli ve daha az etki altında kalan birisi, anlatacağım şeylerin birbirlerini doğal biçimde izleyen olaylardan başka bir şey olmadığını ortaya koyup, gördüğüm karabasanı gerçek basitliğine indirecektir. (daha&helliip;)
Hikaye;”Benim Rabbim, Beni Daima Görüyor”
Hikaye: Züleyha, Yusuf Aleyhisselâma kastedip de üzerine gitmezden önce, odasında bulunan putunun üzerini örtmüş ve ondan sonra Yusuf Aleyhisselâmın üzerine yürümüştü. Yusuf Aleyhisselâm, ondan uzaklaşmakta iken arkasından şöyle bağırıyordu:
— Kalbinde zerre kadar da mı insaf yok Yusuf, niçin kaçıyorsun? (daha&helliip;)
Bir Aşk Öyküsü: “Aşkın Silueti”
Rivayet odur ki Kozan Kralının dünyalar güzeli bir kızı varmış. Yolu Kozan Kalesi’ne düşen herkes kızın güzelliğini duyarmış ama hiç kimseler bu güzel kızı göremezmiş.
Anlatılanlardan çok etkilenen bir delikanlı gizlice bir mektup yazıp kıza ulaştırmış ve kızdan cevap beklemeye başlamış. Aradan günler, haftalar geçmiş ve bir gün genç kız bir mektup yazmış. (daha&helliip;)
Anton Çehov Seçme Hikayeler; Ah Şu insanlar
– Paydos, bir daha içki içmeyeceğim!.. Asla! Aklımı başıma toplama zamanı çoktan geldi. Çalışmalı, insanlara hizmet etmeliyim. Aylık almasını seviyorsan namusunla, bütün gücünle, vicdanının sesini dinleyerek çalış; dinlenmeyi, uykuyu bir yana bırakarak çalış, arkadaş! Beleşten aylık almaya iyice alıştın, işte tüm kötülüklerin başı da bu… (daha&helliip;)
Deyim Hikayeleri; “Lafla Peynir Gemisi Yürümez”
Atasözü Ve Deyim Hikayeleri, “Lafla eynir Gemisi Yürümez” Deyimi; Rivayete göre bir zamanlar İstanbul’da, Edirneli Aksi Yusuf adında bir peynir tüccarı var imiş. Madrabaz ve cimri birisi olup Trakya’dan getirttiği peynirleri İstanbul’da satar, artanını da deniz yoluyla İzmir’e gönderirmiş. İzmir’de peynir fiyatları yükseldikçe elinde ne kadar mal varsa gemilere yükletir ama navlunu peşin vermek istemeyerek, kaptanları yalanlarıyla oyalar durur, “Hele peynirler sağ salim varsın, istediğin parayı fazlafazla veririm.” diye vaatlerde bulunurmuş. Birkaç kez aldanan tüccar gemi kaptanlarından birisi, yine İzmir’e doğru yola çıkmak üzere iken diklenmiş: (daha&helliip;)
Çanakkale Türküsünün Hikayesi
Çanakkale türküsünün hikayesi bir mektuptan kaynak almaktadır. Bu mektuptan Emrullah Nutku’nun “Çanakkale Şanlı Tarihine Bir Bakış” adlı kitabında bahsedilmektedir. Mektubun sahibi, kitabın yazarı Emrullah Nutku’nun kardeşi Seyfullah’tır. 1903 yılında doğan Seyfullah savaştan önceki dönemde Çanakkale Sultanisi adı verilen o dönemin lisesinde 1. sınıf öğrencisidir. Seyfullah’ın mektubu üzerinde 29 Eylül 1914 tarihi bulunmaktadır ve Çanakkale’den gönderdiği mektupta annesine seslenir. (daha&helliip;)
Tüyler Ürpertici Bir Hikaye
Korku ve Dehşet Hikayeleri Oku: Ilık bir gece, yavaş yavaş her yeri sarıyordu. Kadınlar, köşkün salonunda kalmışlardı. Bahçe sandalyelerinde, doğru veya ata biner gibi oturan erkekler, kapının önünde, fincan ve küçük kadehlerle dolu, yuvarlak bir masanın çevresinde halka olmuşlar, sigara içiyorlardı. Sigaraları, dakikadan dakikaya koyulaşan karanlığın içinde göz gibi parlıyordu. Bir gün önceki korkunç bir kazadan söz etmişlerdi. Karşıda, ırmakta, iki adamla üç kadın, çağrılıların gözü önünde boğulmuştu. (daha&helliip;)
Ömer Seyfettin Hikayeleri:
“Forsa”
Yuvası sonsuz ufuklara bakan küçük tepe, minimini bir çiçek ormanı gibiydi. İlkbaharın tatlı ince, uzun dallı badem ağaçlarının alaca gölgeleri sahile inen keçiyoluna düşüyor, ilkbaharın tatlı rüzgârıyla sarhoş olan martılar, çılgın naralarla havayı çınlatıyorlardı. Badem bahçesinin yanı geniş bir bağdı.
Beyaz taşlardan yapılmış kısa bir duvarın ötesindeki zeytinlik, ta vadiye kadar iniyordu. Bağın ortasındaki viran kulübenin kapısız methalinden bir ihtiyar çıktı. Saçı sakalı bembeyazdı. Kamburunu düzeltmek istiyormuş gibi gerindi. Elleri, ayakları titriyordu. Gök kadar boş, gök kadar sakin duran denize baktı, baktı.
– Hayırdır inşallah! dedi. (daha&helliip;)
Deyim Hikayeleri; Atı Alan Üsküdarı Geçti
Atasözü ve Deyim Hikayeleri; Atı Alan Üsküdar’ı Geçti; Fırsatların ve imkanların kaçtığını, sürenin dolduğunu, olanın olduğunu anlatmak için kullanılan bir deyimdir. İş işten geçti deyimiyle yakın anlamlıdır. Hikayesi;
Zamanında Bolu beyine baş kaldıran Köroğlu’nun dillere destan yağız mı yağız bir atı vardır. Günün birinde Köroğlu’nun atı çalınır. Bütün civarı arar tarar yok. (daha&helliip;)
Çok Güzel Bir Hikaye; “Viyolonsel”
Güneş, yüzüne yeşil yelpaze tutan mahçup bir kadın gibi iri yapraklı ağaçların arkasına saklanırken, muhtelif milletlere mensup bir seyyah kafilesi -sarı otlardan yapılmış evleri arı kovanına benzeyen- bir zenci köyüne girdiler.
Kabile reisi, yirmi seneden beri Afrika’nın bu sapa köşesine uğramayan beyazları güzel karşılayabilmek için bütün boncuklarını, fildişiriden yapılmış ziynetlerini taktı, eline, üzerine işlemeli büyük yayını alarak maiyetiyle beraber köyün ortasındaki meydanda bekledi. (daha&helliip;)
Çanakkale Hikayeleri
Çanakkaleye Ölmeye Gelen Gönüllü Galatasaray Lisesi Öğrencieri
Bu vatan nasıl kurtulmuş. Vatana nasıl sahip çıkılmış. Ölünmesi gereken yerde Canla başla kendilerini feda eden tüm Çanakkale şehitlerine teşekkür ederiz. Nur İçinde yatın. (daha&helliip;)