Sait Faik Hikayelerinden; “Dolapdere (+13)”

Sait Faik Hikayelerinden; “Dolapdere (+13)”

Hikaye Oku; İstanbul’un semt adları yok mu? Bayılırım onlara. Ne güzelleri vardır. Yalan da olsa, yanlış da olsa, bu semt adlarından insanın muhayyelesine bir şeyler üşüşür. Başka yönlerden gelmiş anılar kaynaşıverir içimizde. Bir filmdir başlar dönmeye beynimizin karanlığında.

Dolapdere’de bostanları sulayan dolabı gözümüzü kapamadan da görüyoruz: Sıra sıra bostanların kuyuları, kocaman kovalar, gözlerine mendil bağlanmış bir emektar beygir, bir gıcırtı, kovaların deliklerinden durmadan düşen su, zincir şıkırtıları, dolap beygirinin adaleleri, tahtadan olukların arklara gönderdiği sularda ışık ve güneş oyunları, atın duraklayışı, hızlanışı, (daha&helliip;)

0 Yorum

Hikaye Sitemize Arama Yaparak Ulaşabilmek İçin

Hikaye Sitemize Arama Yaparak Ulaşabilmek İçin

https://degarado.com/ hikaye okuma sitemizin kaliteli hikayelerine ulaşmak için hikaye araması yaparak ulaşabilirsiniz. Hikaye araması yaparken aşağıda verilen bazı hikaye etiketlerini kullanabilirsiniz. Bu hikaye arama etiketleri ile sitemizde bulunan en güzel hikayelere kolayca ulaşabilirsiniz.

Bazı hikaye etiketleri,

hikaye, hikaye oku, hikaye yaz, hikaye okumak, hikayeler, hikayelerimiz, hikayelerimizden, hikaye arşivleri, hikaye içerikleri, öykü, öykü oku, öykü arşivleri, öykü içerikleri, masal, masal oku, masal okumak, masal yaz, masal arşivleri, masal içerikleri, ahlaki hikayeler, düşündürücü hikayeler, en güzel hikayeler, (daha&helliip;)

0 Yorum

Sabahattin Ali Hikayelerinden; “Kırlangıçlar”

Sabahattin Ali Hikayelerinden; “Kırlangıçlar”

Şehrin kıyısında, ufacık bir derenin kenarında, dalları suya sarkan ihtiyar bir söğüt ağacı vardır. İlkbaharın başlangıçlarında bu söğüdün dallarına bir dişi kırlangıç gelip kondu;

Derenin bir başından bir başına yıldırım gibi uçan, beyaz göğüslerini suya dokundurarak şeffaf kanatlı küçük böcekleri yakalayan diğer kırlangıçlara bakmaya başladı. Başını hafif hafif sallıyordu. Derin düşüncelere daldığı belliydi. Söğüdün dalları hışırdadı. Bir erkek kırlangıç geldi, dişinin karşısındaki dala kondu. (daha&helliip;)

0 Yorum

Refik Halid Karay Hikayelerinden; “Şair Koca”

Refik Halid Karay Hikayelerinden; “Şair Koca”

— Bir evli hanımın hatıra defterinden —

Yusuf, meşhur olan ismiyle (Yusuf Semih), şair Yusuf Semih, yani kocam artık büsbütün çekilmez, biraz da yaşanmaz, yaşadıkça hayattan zevk alınmaz bir hale geldi. İlle ilhamı tükenip de saçmalamağa başlayalı beri deliye döndü; hoş zaten öyle, ilham denilen şey de onda pek feyizli, kuvvetli değildi ya… Ah, şiir! Benim kanıma sen girdin! Ne bileyim, on sekiz yaşının sersemliği ile Tevfik Fikret’e, Cenap Şahabeddin’e, hatta Hüseyin Siret’e, hatta Hüseyin Suad’a, hulasa şair ismi altında tanıdığımız bütün bu manzumecilere meftun idim; zannederdim ki hayatta şiir, biraz da su ve hava gibidir, yaşamak için lazımdır; mes’ud olmak için ise şiir nazarımda yegane büyü, sihir, vasıta, kuvvet idi. İşte bu hastalık, bu buhran esnasında karşıma dört buçuk manzume ile Yusuf Semih çıktı. Diğer şairler hep evli oldukları için bunu, bu bekarını intihaba mecbur idim, evlendim. (daha&helliip;)

0 Yorum

Ömer Seyfettin Hikayeleri: “Keramet”

Ömer Seyfettin Hikayeleri:

“Keramet”

Yangın yarım saatten beri devam ediyordu. Fakat mahallenin ahalisi iki ev sonra söneceğine inanıyorlardı. Çünkü bir değerli kişinin türbesi vardı. Mümkün değil, o tutuşmazdı! Şiddetli bir kıble rüzgarı esiyor, alevleri, kıvılcımları saçan tahta parçalarını, türbenin üzerine altındaki evlerin çatılarına fırlatıyordu. İtfaiye bölüğü, tulumbalar son gayretlerini sarf ediyorlardı. Polisler etrafı ablukaya almışlar, kaçırılan eşyanın yağmasına meydan vermiyorlardı. Çiroz Ahmet etrafına bir göz gezdirdi. Bu kaşarlanmış bir külhanbeyi idi. Onca yangın demek vurgun demekti. Ama mahalle çok fakirdi. Biliyordu ki, şu yanan zavallı kulübeciklerin içinde yatak yorgandan başka bir şey yoktu. Halbuki vurgunda adet “yükte hafif, pahada ağır şeyler”i bulmaktı. Allah belasını versin! Faydasız yangın! diye başını salladı. Ahali türbenin önüne toplanmıştı. (daha&helliip;)

0 Yorum

Sabahattin Ali: “Kazlar Hikayesi”

Sabahattin Ali: “Kazlar Hikayesi”

Hikaye Oku; Dudu, elinde mektupla hızlı hızlı öğretmenin evine gitti:

– “Şunu okur musunuz?” dedi, “Seyit’ten geliyor!”

Köyde bekarlıktan canı çıkan öğretmen, Dudu’nun çenesinin altından doğru görünen göğsüne yandan bir göz attı. Kadının esmer teninde elbiselerinin hafifçe gölgelediği bir yol, öğretmeni bir iki kere yutkundurdu. Sonra elini uzatarak:

– Ver bakalım, dedi. (daha&helliip;)

0 Yorum

Sabahattin Ali Hikayelerinden; “Bir Firar”

Sabahattin Ali Hikayelerinden; “Bir Firar”

Hikaye Oku;

İki candarma İdris’i aralarına almış götürüyorlardı.

İdris ayaklarına basamayacak haldeydi. Candarmalar çok dövmüşlerdi, fakat seke seke yürümeye çalışıyordu.

Bayram namazında İmamköy Camii’ni bastığını ve orada namaz kılanları soyduğunu en nihayet itiraf etmişti.

Hâlbuki böyle bir şeyden haberi bile yoktu…

Ne çare?.. Dayak bu… Her şeyi söyletir. (daha&helliip;)

0 Yorum

Mesnevi’den Hikayeler; “Şeytan Adem’e Neden Secde Etmedi?”

Mesnevi’den Hikayeler; “Şeytan Adem’e Neden Secde Etmedi?”

Mesnevi Hikayeleri Oku; Hak’kın yaptıklarını da gör, bizim yaptıklarımızı da. Her ikisini de gör ve bizim yaptığımız işler olduğunu bil, zaten bu meydanda. Ortada halkın yaptığı işler yoksa, her şeyi Hak yapıyorsa, şu halde kimseye “bunu niye böyle yaptın” deme! (daha&helliip;)

0 Yorum

Şehit Mektupları

Şehit Mektupları

Şehid Hattab’ın Oğluna Yazdığı Mektup

Çeçenistan’daki Rus işgaline karşı verilen mücadelede şehit düşen komutan Hattab’ın oğluna yazdığı mektup Fırat Ergene / Dubai

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

Salih, kutsal bir mücadele olan Çeçenistan’dan, benim sana olan tavsiyem budur. İslam tarihi sayfalarında sadece Allah yolunda verdikleri sözleri tutanlar şerefle kayıd edilmiştir. Onlar ise sözlerinde durarak söyledikleri gibi, savaşın olduğu yere gidenlerdir. (daha&helliip;)

0 Yorum

Aşk Hikayesi; Tahir İle Zühre”

Aşk Hikayesi; Tahir İle Zühre”

Aşk Hikayesi Oku …… Padişah şadırvanların arasından güvercin adımlarıyla geçerek tüm bu şaşaayı unutturan küçük bir odaya çekilmiş, sırrı dökülmüş aynaya bakıyordu. İri kan damlaları akıyordu gözünden her baktığında. Oysa öyle bir şey olmadığını kendisi de biliyordu. Yalnızca mutsuzluğuna kaftan biçmekti onunki. Her şeye hükmediyordu da, ‘ol deyince olan’ şeylerin arasında bir çocuk yoktu işte. (daha&helliip;)

0 Yorum

İçeriğin sonu

Yüklenecek başka sayfa yok