Hikaye: Çocuklar Evden Gidince
Çocuklar bir gün evden giderler…
Bir şekilde, bir nedenle, öyle gerektiği için, öyle olduğu için giderler…
Gözlerinde hayata karşı bir heves, omuzlarında ince bir ağırlık, ellerinde uçarı bir telaş.
Kapıyı çekip giderler…
Çocuklar evden gidince, ev de sizden gider biraz. (daha&helliip;)
Bir Hikaye Oku; “Tutku” Hikaye; Sağ ayağım izmaritin yanına gelince durdum. Yanıma yöreme baktım. Halkçıların kahvesi önünde Sabri Kâhya ile Yakacı oturmuş konuşuyorlar. Gözleri pek fark etmez. Mayıs sıcağı. Köyde sanki kimseler kalmamış. Millet pamuk çapasında. En tuhafı çocukların olmayışı. Ne çok çocuk vardır bu köyde! Ardıma düşerler, ‘Karabiberim’ havasına uydurup hep bir ağızdan ‘Osman…
Casus Hikayeleri; “2 Yüzlü Kedi”
Kedi yanında kadın muhafızı Valeria ile, Mayfair Oteli’nin Châteaubriand lokantasına gitmişti. Karşı karşıya yemek yerlerken birden bire sapsarı kesildi. Aniden sancılanmış gibi karnını ovuşturmaya başladı. Sonra elleriyle yüzünü kapadı.
– Hastalandım Valeria… derhal lokantadan çıkalım… diye mırıldandı. (daha&helliip;)
Cüneyd Suavi Hikayeleri; Özenti
Fakir bir adam, her gün TV’de gördüğü yakışıklı sanayiciye özenerek, onun gibi zengin olmaya karar vermiş.
Sık sık Allah’a yalvarıp:
– Ver Ya Rabbi! diyormuş. Fakirlikten bezdim usandım artık. (daha&helliip;)
Aşk Hikayeleri; “Yarım Kalan Aşk”
Hikaye Oku, Aşk Hikayesi Oku;
Rasim, bir akşam okuldan döndüğü vakit, kendi ismine gelmiş bir zarf buldu. İçinde çiçekli bir kâğıt üstüne, şu satırlar yazılıydı:
“Rasim Bey, ben sizi uzaktan uzağa seven bir genç kızım. Çok güzel olduğumu korkmadan söyleyebilirim. Dünyadaki en büyük emelim sizin tarafınızdan sevilmek ve sizin karınız olmaktır. Fakat yaşlarımız çok küçük olduğu için zannederim ki birkaç sene beklemek gerekecek. Şimdilik kendimi size tanıtmayacağım. (daha&helliip;)
Keloğlan Masalları; “Keloğlan’ın Sazı”
Bizim bilmediğimiz çok eski olmayan zamanların birinde, köylerden şirin mi şirin bir köyde, yaşamakta olan ailelerden biri de Keloğlan ile anasıymış.
Fakirlik adeta yazgılarıymış.
Onca yıl, anası bu fakirlikten kurtulmak için çok uğraşmış, ama, bir türlü kurtulamamış. (daha&helliip;)
Hikaye Oku; “Bıldırcın”
Hikaye Oku; Şimdi size anlatacağım olay başımdan geçtiği zaman on yaşında kadar vardım.
Olay yazın geçmişti. O zaman Rusya’nın güneyinde bir çiftlikte oturuyorduk. Çiftliğin çevresinde birkaç fersah ötelere kadar bozkırlar uzayıp gidiyordu. Yakınlarda ne bir orman, ne de bir dere vardı. Pek derin olmayan, fundalıklarla kaplı sel yatakları, dümdüz bozkırı yeşil yılanlar gibi kesiyordu. Bu sel yataklarının dibinde küçük derecikler sızıyordu. Ötede beride en sarp tepelerde gözyaşı kadar berrak sularıyla kaynaklar görünüyordu. Çiğnenmiş keçi yolları oraya gidiyor, suyun önündeki cıvık çamurda kuşlarla öteki küçük hayvancıkların ayak izleri birbirini kesiyordu. İyi su, insanlar kadar onlara da lazımdı. (daha&helliip;)
Dehşet Hikayeleri; “Bekçinin Öyküsü”
Bekçi öyküsünü bitiremedi. Fakat gerek yok buna. Son saatlerini kendi eliyle yazmış olsaydı bile başından geçenleri belleğimde şimdi olduğundan daha iyi canlandıramazdım.
Deniz kıyısındaki küçük evime bir bekçi bulmak için gazeteye ilan verdiğimde çok yakın bir dostumdan bu konuda aldığım bir mektup beni çok sevindirdi. Onun salık verdiği bir kimse benim için güvenilir biri demekti. (daha&helliip;)
Bilgelik Hikayeleri
“Renklerin Ustasından Hayat Dersi”
Renklerin ustası olarak anılan büyük bir ressamın öğrencisi eğitimini tamamlamış.
Büyük usta öğrencisini uğurlarken, yaptığı resmi şehrin en kalabalık meydanına koymasını ve yanına da kırmızı bir kalem bırakmasını, halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı iliştirmesini istemiş. (daha&helliip;)
Aşk Hikayeleri
“Dilfeza’nın Yasak Aşkı”
1795 senesinin kışı İstanbul’u kasıp kavurmaktadır. İstanbul’a Belgrad Ormanlarından taşınan ağaç ve odunlar bile karaborsaya düşmüştür. Odunun çekisi “2” paraya kadar çıkmıştır.
Bir bakıma dünya imparatorluğunun merkezi olan Topkapı Sarayı’nda, o zamanlar Haremi ve hizmetkârları, Bostancıları ve Enderun’u ile aşağı yukarı dört bin can yaşamaktadır. (daha&helliip;)
Hikaye Oku: “Bu Yollar Uzar” Hikayesi
Postacı Hayri; 26 yaşında bir delikanlı. Belediye kâtibine bir kağıt götürmüştü, dönerken kasabın çırağına rasgeldi. Çırak onu görünce durdu: Hayri’ye:
— Kuzu ciğer istemişsin, dedi, usta ayırdı. Eve götürdüm, kimse yoktu. İstersen şimdi al, istersen dükkândadır, eve giderken alırsın! (daha&helliip;)
Hikaye Oku; Mahşerin Üç Atlısı
Hikaye
Bay Pond’un, beylik kibarlığı ve çelebiliğine karşın bende uyandırdığı bazen ürkütücü olabilen garip etki, sanırım, kimi çocukluk anılarımla ve adının yaptığı belli belirsiz çağrışımla ilgiliydi. Babamın eski bir dostu olan bu adam bir devlet memuruydu; anlaşılan, benim çocuk hayal gücüm her nasılsa Bay Pond’un adını bahçedeki havuzla karıştırıyordu. Şimdi düşünüyorum da, (daha&helliip;)
Hikaye: “Son Ders”
Bir profösörün mezun edeceği talebelerine verdiği son ders:
Bilgisayar Mühendisi Arkadaş, İnşallah iyi bir donanımcı veya iyi bir yazılımcı veya iyi bir networkçü veya iyi bir sistem yöneticisi olacaksın. Yalnız şu mühim meseleleri sakın aklından çıkarma;
Bu kainatın öyle bir donanımcısı vardır ki, bütün mevcudâtı ve içinde yeryüzünü create etmiş, güneşi bir powersource, ayı bir system clock yapmış. O power sourceʹdur ki kesintiye uğramaz ve o system clocktur ki şaşmaz ve şaşırmaz, o donanımcının ilminin ve sanatının nihayetsizliğini gösterir. (daha&helliip;)
Korku Hikayesi
Maymunun Pençesi
- Kısım
Dışarıda gece ıslak ve soğuktu, ama Laburnum Villasının küçük oturma odasında kalın perdeler çekilmişti ve ateş parıldayarak yanıyordu. Baba ve oğul satrancın başındaydılar,- oyunun cesur girişimler gerektirdiğine inanan yaşlı adam şahını o denli ince ve gereksiz tehlikelere atıyordu ki, bu durum ateşin yanına oturmuş, uysalca örgü örmekte olan ak saçlı yaşlı hanımdan bile yorumlar gelmesine yol açıyordu. (daha&helliip;)
Keloğlan Masalları
Keloğlan ve Kuyudaki Dev
Keloğlan Masalları: Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur zaman içinde develer tellalken, pireler berberken, ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallarken; ülkenin birinde bir kasaba varmış. Bu kasabanın kenar mahallelerindeki bir kulübede, çok fakir bir keloğlan ile ihtiyar annesi yaşamakta imiş. Keloğlan çok akıllı ve becerikli olmasına rağmen çalışmaktan hoşlanmaz, tembel tembel evde oturmayı, ne buldu ise yiyip, içmeyi ve uyumayı severmiş. Tembel mi tembel, saçsız kafası ile de çok çirkin olduğu için herkes ona keloğlan dermiş. Keloğlanın ihtiyar annesi ise el çamaşırı yıkar, hem kendini, hem de tembel keloğlanı beslemeğe çalışır, zorluklar içinde geçinirlermiş. (daha&helliip;)