Anton Çehov Biyografi
Rus tiyatro yazarı ve modern kısa öykülerin kurucularından olan Anton Çehov, ince ayrıntılara dayanan kısa hikâye türünün en büyük yazarlarındandır. Günümüz de bile hala en çok oynanan ve yorumlanan oyun yazarlarından biri olma sıfatını korumaktadır. (daha&helliip;)
Mesnevi Hikayeleri; Rızkın Mecburiyeti
Zahidin biri “Herkesin rızkı Allah’tan (c.c.) gelir.” hadisinin manasını anlamak istiyordu. Başını alıp çöllere düştü bir kenarda yatıp uyudu.
Kendi kendine:
– “Bakalım rızkım nasıl gelecek.” diyordu.
Derken bir kervan yolunu kaybetti, gele gele o zahidin yattığı yere geldiler. O zahidi yatıyor görünce, birisi: (daha&helliip;)
Ömer Seyfettin Hikayeleri: “Deve”
Mestan Ağa, doğduğu, büyüdüğü Edirne’de “Çingene” olarak yaşamaya tahammül edemedi. Gurbet diyarında “Arap” gibi dolaşmaya karar verdi.
Yüzü, yağlı karadan daha koyu bir renkteydi. Beyazı sapsarı olan gözleri pek büyük, pek parlaktı. Çember bir sakal bıraktı. Basma bir ak sarık sardı. İstanbul’a geldi. Adını “Abdülmennan” koymuştu. At pazarında, eşek alışverişinde herkes onu hacı zannediyordu. Çingeneliğini belli etmemek için daima taassup taslar, beş vakit namazlarını kalabalık camilerde kılar; ayakta, besmelesiz su içmez, ezanı işitince “Aziz Allah, şefaat ya Resulallah!” diye hemen sözünü keserdi. (daha&helliip;)
Sait Faik Hikayeleri; “Yağmurlu Hikaye”
Hikaye Oku; Sinemadan çıktığım zaman yağmur yine başlamıştı. Ne yapacağım? Küfrettim. Ana avrat küfrettim. Canım bir yürümek istiyordu ki… Şoförün biri:
— Atikali, Atikali! diye bağırdı.
Gider miyim Atikali’ye gecenin bu saatinde, giderim. Atladım şoförün yanına. Dere tepe düz gittik. Otomobilin buğulu, damlalı camlarında kırmızı, sarı, yeşil, türlü ışıklar görerek, bir renk dalgası içinde Atikali’ye vardık. (daha&helliip;)
Çanakkale’de Tüm Mehmetçiklerin Dostu Canberk
Çanakkale’de 17. Alay Komutanı Yarbay Hasan Bey, askerleriyle birlikte ilerliyordu.. Ve bu vaziyette Kilitbahir köyünün ortasındaki meydan çeşmesine kadar geldiler… (daha&helliip;)
Guy De Mauppasant Hikayeleri; “Aşk Başkadır”
Hikaye Oku; Ormanlarla örtülü tepenin doruğunu eski çağlar mimarisini bütün özellikleriyle yansıtan büyük bir şato süslüyordu. Çevresindeki kocamış ağaçlardan kuytu gölgeler uzanıyor, önündeki parkın bir yönü, yamacı kapsayan ormana öbür yönü tarlalara ulaşıyor, taşlardan örülmüş bir havuzun yüzeyine çevresindeki kadın heykelleri yansıyordu. Havuzun iki tarafından sırta yükselen ve yükseldikçe küçülen katmerli küçük su birikintilerinde doruktan çıkan bir kaynağın suları süzülüyor, diplerinde yüzyıllardır biriken bembeyaz kireç tabakasını her an biraz daha kalınlaştırıyordu. Artık yaşlanmış güzel ve hoppa bir kadına (daha&helliip;)
Bir Çanakkale Şehidinin Son Mektubu
Valideciğim,
Dört asker doğurmakla müftehir şanlı Türk annesi!
Nasihat-amiz mektubunu, Divrin Ovası gibi güzel, yeşillik bir ovacığın ortasından geçen derenin kenarındaki, armut ağacının sayesinde otururken aldım. Tabiatın yeşillikleri içinde mest olmuş ruhumu, bir kat daha takviye etti. Okudum, okudukça büyük dersler aldım. (daha&helliip;)
Sait Faik Hikayeleri; “Son Kuşlar”
Hikaye Oku; Kış Adanın bir tarafında yerleşebilmek için rüzgarlarını poyraz, yıldız poyraz, maystro, dramudana, gün doğusu, batı karayel, karayel halinde seferber ettiği zaman; öteki yakada yaz, daha pılısını pırtısını toplamamış, bir kenara oldukça mahzun bir göçmen gibi oturmuştur. Gitmekle gitmemek arasında sallanır bir halde, elinde bir pasaport, çıkınında üç beş altın, bekleyen bu güzel yüzlü göçmen tazeyi benden başka bu adada seven hemen hiç kimse yoktur, diyebilirim
—Övünmek için değil—. (daha&helliip;)
Ömer Seyfettin Hikayeleri:
“Bir Hatıra”
Ömer Seyfettin Hikayelerinden;
“Le grade dégrade..”
Ah gençlik!.. Tıpkı ezeli bir baharın ilk çiçekli günlerine benzer. Yeşil kırlar, kelebek dolu bahçeler, güzel kokular içinde serçelerin şen efsanelerini doymadan dinleyerek dolaşırız. İdealimizin rüyası bize hayat kışının fırtınalarını, karlarını, tipilerini hatırlatmaz. Ben işte bu hiç bitmez sanılan baharı İzmir’de geçirdim. On dokuz yaşındaydım. Galiba on beş sene evvel… Evet, seneler nasıl bir ok gölgesi gibi uçuyor! Meşrutiyetin bu hür, bu serbest günlerinden çok uzaktık. (daha&helliip;)
Mesnevi’den Hikayeler; “Bir Bilene Sormalı”
Mesneviden Hikayeler; Hz. Ömer zamanında oruç ayı geldi. Birkaç kişi bir dağın tepesine koştu. Oruç ayının Hilalini görüp kutlulanmak, onu hayra yormak istiyorlardı. Birisi “Ey Ömer, işte hilal” dedi. Hz. Ömer gökyüzüne baktıysa da ayı göremedi. (daha&helliip;)
Gazali’den Hikayeler; “Güzel Muamele”
Hikaye Oku: Hanefiyye’nin oğlu Muhammed, Hazret-i Ali’den (r.a.) rivayet ediyor; Hazret-i Ali buyurdu: “Şu ayet: ‘… veya güzel muamelede bulun…” (Hicr: 85) nazil olduğu zaman, Resûlüllah, Cebrail’den sordu:
– Ey Cebrail! Âyete bahsi geçen “safh-ı cemil (güzel muamele) ne demektir? (daha&helliip;)
Guy de Maupassant’tan Seçme Hikayeler; JULES AMCAM
Seçme Hikayeler Oku: M. Achille Benouvelle’e Ak saçlı yaşlı bir yoksul, bizden sadaka istedi. Arkadaşım Joseph ona beş frank verdi. Şaşırdım. Bana:
– Bu zavallı, şimdi sana da anlatırım ya, hiç unutamadığım bir olayı yine aklıma getirdi; dedi.
Benim aslında Le Havrelı olan ailem, zengin değildi. Kendi yağıyla kavrulurdu. İşte o kadar. Babam çalışır, daireden geç döner ve çok bir şey kazanmazdı. İki kız kardeşim vardı. (daha&helliip;)
Cüneyd Suavi Hikayeleri; Bebek
Genç kadın, bebeğin güzelliği karşısında büyülenmiş gibiydi. Kıvırcık sarı saçları, iri mavi gözleri, kalkık bir burun ve küçük kırmızı dudaklarıyla bir kartpostalı andıran bebek, kadının şimdiye kadar gördüğü en cana yakın kız çocuğuydu. Onun ipek yanaklarını doya doya öpmek ve cennet kokusunu içine çekmek için eğildiğinde:
— Dokunma bana, diye bir ses duydu.
— Beni okşamaya hakkın yok senin… (daha&helliip;)
Çanakkale Hikayeleri; “İvrindili Ali Çavuş”
İvrindili Ali Çavuş aslen Kastamonu Cide’lidir. Babası Balkan Harbi’nde askere alınmış, sonra tehiz edilmeden Çanakkale’ye gönderilmişti. Harbin başlamasından kısa bir süre sonra Ali Çavuş da askere alınır. 17 yaşındadır. Önce İstanbul’a getirilirler. Kısa bir beklemeden sonra cepheye sevk edilirler. (daha&helliip;)
Sait Faik Hikayelerinden; “Çarşıya İnemem”
Hikaye Oku;
Sanki yazı yazmaya yeniden başlıyorum. Aylardan beri elime kalem almadım. Alsaydın sanki bir şey mi yumurtlayacaktın? Sanmam. İyi oldu! Doğrusu buna ben de memnunum. Ama bu akşam neden beni her şey oturup bir şeyler karalamaya zorluyor? Hani biraz daha dişimi sıksam, yalan da söyleyebileceğim. Beni, bilmediğim bir şey zorladı diyeceğim. Değil. Hep böyle olur. Bir vapur beklerken, iki ayağım bir pabuçta iken yazı yazarım.
Sanki birisi sormuş: “Nasıl yazarsınız?” diye de konuşuyormuşum gibi hal aldığıma aldırmayın. Nasıl yazı yazarım onu incelemiyorum. Şu akşamımı didikliyorum. Şu san bakkal kâğıdına karşı sıkıntıdan oturduğumu itiraf etmeliyim. (daha&helliip;)