Ömer Seyfettin Hikayeleri: “Pireler”

Ömer Seyfettin Hikayeleri: “Pireler”

AŞK filan değil… Hani şu “rastlantı” dediğimiz, tarihi yapan, mutlulukları yaratan, yuvaları kuran belirsiz el yok mu? İşte o, beni RoseMayer’le birleştirmişti. Yirmi yaşında ya vardım, ya yoktum. Küçücük köpeğim Koton’la İzmir’in ikinci sınıf otellerinden birinde oturuyordum. Bir gün karşımdaki odaya, iri mavi gözlü, sarı saçlı bir Fransız kızı geldi. Kederli olduğu yüzünden belli idi. Otelciye kim olduğunu sordum.

– Paris’ten bir Ermeni doktorunun peşine takılmış, doktorun ailesi kabul etmemiş, kovmuşlar. Zavallı şimdi memleketine dönmek için vapur bekliyor dedi. İnsanın yirmi yaşındayken kalbi ne faaldir! Ben, bu basit serüveni hayalimde büyüttüm. Ağlamaktan kızarmış iri mavi gözlü kızcağızın acılarını, üzüntülerini (daha&helliip;)

0 Yorum

Mesnevi Hikayeleri

Mesnevi Hikayeleri

“Zünnun’u Mısri’nin Tımarhaneye Düşmesi”

Zunnun’u Mısri’nin başına bir hal geldi. Bu hal onda yeni yeni coşkunluklar, yeni yeni cezbeler meydana getirmekteydi. Bunu anlamayan gafiller ondan rahatsız oldular. Nihayet Zünnun’u tımarhaneye attılar. (daha&helliip;)

0 Yorum

Bir Çanakkale Hikayesi Gerçek Hikaye

Bir Çanakkale Hikayesi Gerçek Hikaye

MUHTEŞEM BİR ÇANAKKALE HATIRASI

“CEVDET DEDE”  “BABAN GELİRSE BENİ HEMEN ÇAĞIR HA..!”

Balıkesir’de Ali Sururi İlkokulu karşısındaki boşlukta, eski ayakkabı tamircisi, kır, pala bıyıklı bir ihtiyar olan Cevdet (Alkalp) dede vardı. Bir akşamüstü konu Çanakkale’ye gelince ağlamaya başladı. Ve devam etti…: (daha&helliip;)

5 Yorumlar

Sait Faik Hikayeleri; Bir Hastalık

Sait Faik Hikayeleri; Bir Hastalık Hikaye Oku: Benzerlerine pek yakında rastlanacağına göre, demek daha virüsüne antibiyotikler tesir etmiyor. O halde bu korkunç hastalık insan nesillerinden binde birine çaresiz yapışacak. Korkunç sıfatıyla sıfatladığıma bakmayın! Bu hastalık yalnız tutulmayanlar için öyledir. Tutulanlar için tadına varılamaz, korkunç surette zevkli bir hastalıktır. Evet, pek zevklidir. O kadar zevklidir ki,…

0 Yorum

Şehit Mektubu

Şehit Mektubu

Saygıdeğer Anneciğim ve de Babacığım

Satırlarıma başlarken saygı ve selamlarımı sunar, hürmetle ellerinizden öper, hayır ve dualarınızı beklerim. Sevgili anacığım, görüşmeyeli bir hafta oluyor biliyorum beni düşünüyorsun amma unutma ki senin bana nasihatin vardı ki şöyle, Ey oğul görev kutsaldır, askerlik ibadettir. Sakın ola görevini aksatırsan sütümü helal etmem demiştin. (daha&helliip;)

0 Yorum

Sait Faik Hikayeleri; “Bir Sonbahar Akşamı”

Sait Faik Hikayeleri; “Bir Sonbahar Akşamı”

Hikaye oku;

Nedir bu kuş, bilmem ki? Sonbaharda bulutlar turunç renklidir. Sonbaharda yapraklar konuşur. Lodoslu İstanbul denizi ne baş döndürücü şeydir! Bir lodoslu günde vapura atlayıp her ipin, her madenin ıslık çaldığı bir vapurda Adalara gidip gelirim. Akşamüstü bazen Köprü´nün ortasında durup Sultan Selim´in arkasındaki bulutlarda kırmızı rengin oyunlarını seyrederken, bir sahra vahasında muazzam bir şehir, bir eski Bağdat, bulutlardaki deniz muharebesini seyrederdim. Tramvaylar o şehri taşır, vapurlar o bulutlar şehrinin muhariplerini götürür, biz, bu hakikî şehrin sakinleri, tiyatro seyircileri gibi sessiz, âdeta geçenler bile durmuş gibi olur, seyrederiz. (daha&helliip;)

0 Yorum

Ömer Seyfettin Hikayeleri: “Antiseptik”

Ömer Seyfettin Hikayeleri:

“Antiseptik”

Minimini, güzel, şeytan Bedia’yı ailesi büyük bir adama vermek istiyordu. Halbuki o iki senedir, tıbbiye talebesinden olan kuzeni Namık’la işi pişirmişti. Kendini almayı arzu eden bu büyük adam tek gözlüklü, şık bir büyükelçiydi. “Kırkında var, yok…” diyorlardı. Bedia daha on yedisine girmemişti. Annesinin, babasının, hanımninesinin ısrarlarına biraz karşı geldi. Ağladı, sızladı, amma sonunda mağlup oldu.

— Ben koca herifi ne yapayım? Elli sene Avrupa’da balolarda sürtmüş! dedikçe, (daha&helliip;)

0 Yorum

Çanakkale Savaşı Hikayeleri

Çanakkale Savaşı Hikayeleri

Nezahat Onbaşı’nın  Hikayesi

Milli Mücadele`nin ilk madalyası 9 yaşında cephelerde savaşan Nezahet Onbaşı`ya layık görüldü. Ama o madalyayı hiçbir zaman alamadı. 

Nene Hatun, Halide Edip, Erzurumlu Kara Fatma, Adile Onbaşı, Kara Ayşe ve daha nicesi… Onlar İstiklal Harbi`nin sembol kadınlarıydı. O listede adı çok anılmayan; ama daha küçük bir kız çocuğu iken cephelerde at süren, çarpışan bir de Nezahet Onbaşı vardı. 
(daha&helliip;)

0 Yorum

Sait Faik Hikayelerinden; “İki Kişiye Bir Hikaye”

Sait Faik Hikayelerinden; “İki Kişiye Bir Hikaye”

Hikaye Oku;

Topal martı ile balıkçının konuştukları bile, işitilmemişse de, görülmüştür. Önce martının laf attığına kalıbımı basarım. Ne dediğini söyle deseler söyleyemem ama, işin başka türlü olmasına; diyeceğim, ilk balıkçının martıya laf atmasının mümkünü yoktur. Martının ne dediğini bırakalım. Balıkçıyı konuşturalım.
Martı:
Balıkçı: (daha&helliip;)

0 Yorum

İçeriğin sonu

Yüklenecek başka sayfa yok