"E" HARFİ İLE BAŞLAYAN ATASÖZLERİ VE ANLAMLARI Ecel geldi cihana, baş ağrısı bahane. Her canlı gibi insan da yaşar ve ölür. Her insanın da Yüce Allah tarafından takdir edilmiş bir ömrü vardır. İnsan bunu ne uzatabilir ne de kısaltabilir. Ecel saati gelen kimse bir nedenle ölür. Ancak ölüm nedeni olarak gösterilen hastalık, kaza gibi bir…
"D" HARFİ İLE BAŞLAYAN ATASÖZLERİ VE ANLAMLARI Dağ başı dumansız olmaz. Tabiatları gereği dağ başları genellikle dumanlı olur. Nasıl dağ başlarından duman eksik olmazsa, toplumda yüksek mevkilere, makamlara çıkan ve sorumluluk alan kimselerin başında da dert eksik olmaz. Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur. İnsanlar gezen, dolaşan, hareket eden varlıklardır. Bir yerden kalkıp başka bir…
"Ç" HARFİ İLE BAŞLAYAN ATASÖZLERİ VE ANLAMLARI Çabuk parlayan, çabuk söner. Bazı insanlar vardır ki bir olay karşısında çok çabuk öfkelenip kızarırlar. Ancak öfkelenip kızdıkları gibi de çabuk sakinleşirler. Bazı insanlar hak etmedikleri hâlde, kimi yolları kullanarak, yasa ve kurallara uymaksızın önemli mevkilere, makamlara çok kısa zamanda gelirler; ancak o görevin ehli, o makamın adamı…
"C" HARFİ İLE BAŞLAYAN ATASÖZLERİ VE ANLAMLARI Cahile söz anlatmak, deveye hendek atlatmaktan zordur. Cahil kişi, okuyup öğrenim görmemiş, bilgisiz ve deneyimsiz kimsedir. Bu bakımdan söylenen bir sözün ne maksatla söylendiğini, hangi anlama geldiğini kavramakta zorluk çeker. O ne biliyorsa, doğru onlardır. Ne kadar uğraşırsanız uğraşın kendi doğrularından başka bir doğru kabul etmez. Öyle de…
"B" HARFİ İLE BAŞLAYAN ATASÖZLERİ VE ANLAMLARI Baba koruk (ekşi elma, erik) yer, oğlunun dişi kamaşır. Bir babanın yaptığı kötü iş, sürekli tekrarladığı uygunsuz hareketler her nedense aileye yüklenmeye çalışılır. Toplum içinde de bunun sıkıntısını en çok, çocuk çeker; en çok o, güç duruma düşer. Baba malı tez tükenir, evlât gerek kazana. Çoklukla insanlar bir…
“A” HARFİ İLE BAŞLAYAN ATASÖZLERİ VE ANLAMLARI Abanın kadri yağmurda bilinir. Her şeyin bir değeri vardır. Bir şeyin gerçek değeri (kadri) ise, ona gerçekten ihtiyaç duyulduğu zaman ortaya çıkar. Abdala "kar yağıyor" demişler, "titremeye hazırım" demiş. Yoksulluk ve sıkıntı içinde yaşayıp eziyet çekmekte olan kimseler, karşılaşacakları zor şartlardan endişe duymazlar. Çünkü onlar bu şekilde yaşamaya…
Dehşet Hikayeleri: Owl Creek Köprüsünde Bir Olay
Hikaye oku; Bir adam, kuzey Alabama’da bir demiryolu köprüsünün üstünde durmuş, beş altı metre kadar aşağıda hızla akan suya bakıyor. Elleri arkasında, bilekleri bir sicimle bağlı. Boynuna sımsıkı bir ip geçirilmiş. İp başının yukarısındaki sağlam payandaya bağlanmış, sarkan ucu ise dizlerine kadar iniyor. Adam ve cellatları –sivil hayatta şerif yardımcılığı yapmış olabilecek bir çavuşun komutasındaki iki Federal ordu askeri– demiryolunun raylarına destek veren traverslerin üstüne serilmiş birkaç oynak kalasın üstünde duruyorlar. (daha&helliip;)
Masal: Sırmalı Pabuç
Bir gün başımdan kavak yelleri esti… Nasip, kısmet deyip düştüm yola. Az gittim, uz gittim; inişlerde ter dökerek, yokuşlarda tırnak sökerek dere, tepe düz gittim, üç köy çıktı uğruma. İkisi viran, meran; birinin de aslı var, astarı yok… Aslı astarı yok köyde üç kuyu kazdım, üç kuruş kazandım. İkisi silik milik, birinin de yazısı var, turası yok. (daha&helliip;)
“Gerçek Basittir” Hikayesi
Hikaye oku; Bir gün bilge hırkasını çıkardı ve onunla bir yumurtayı sarıp sarmaladı. Sonra da kasabanın ana meydanına gelip insanların kendi etrafına toplanmalarını istedi. Onlarca, yüzlerce kişi bilgenin çevresini sardı.
“Bugün hepinizin katılabileceği büyük bir yarışma düzenliyorum.” diye seslendi bilge. “Kim bu hırkanın içinde ne olduğunu bilirse, onun içindeki yumurtayı ona vereceğim.” İnsanlar birbirleriyle bakıştılar, meraklandılar. Ama kimse bir tahminde bulunmak istemedi. Sonunda kalabalıktan birisi bilgeye şöyle dedi: (daha&helliip;)
Aşk Hikayesi; “Elli Yıllık Kibarlık”
Hikaye Oku; Yaşlı bir çift, uzun yıllar sonra evliliklerinin altın yılını kutluyorlarmış. Kahvaltı yaparken kadın şöyle düşünmüş:
“Elli yıl boyunca hep kocamı düşündüm ve ekmeğin kabuklu kısmını sever diye ona verdim. Sonunda bugün, bu tadı ben tatmak istiyorum.” (daha&helliip;)
Hikaye: Yağmur Perisi Trude
Bundan yüzyıl önceki kadar sıcak bir yaz o zamandan bu yana bir daha olmamıştır. Hemen hemen hiçbir yeşillik görünmüyordu; evcil olsun, yabanıl olsun bütün hayvanlar, susuzluk ve sıcaktan bitkin bir halde kırlarda yatıyordu. Vakit öğleden önceydi. Köy sokakları bomboştu. Kaçabilenler, evlerin en iç tarafına kaçmıştı; köy çomarları bile gizlenmişti. Yalnızca şişman Wiesenbauer, büyük evinin kapısında kurumlu kurumlu duruyor, yüzü ter içinde, lüle taşından çubuğunu tüttürüyordu. Bu arada, biraz önce uşaklarının avluya getirdiği koca bir araba yükü kuru otu gülümseyerek seyrediyordu. Yıllarca önce bataklıklı büyük bir çayırlığı az bir paraya (daha&helliip;)
Cüneyd Suavi Hikayeleri; Ağa’nın Yeri
Arkadaşlarımdan birkaçı yanıma gelerek:
‐ Fakir öğrenciler için yurt binası yapıyoruz, dediler. Ön ayak ol da, biraz yardım toplayalım. (daha&helliip;)
Çanakkale Şehit Mektuplarından "Bana Acımasınlar, Bahtiyarım Çünkü" "Sevgili kardeşim Ben vatan ve millet uğrunda bana düşen vazifeyi ifa ettim. Artık gerisini size terk ediyorum. Cümlenize hakkımı helal ettim, tabiidir ki siz de helal edersiniz. Hemşiremin, Ziya'nın Kemal'i hasretle gözlerinden öperim. Muhterem amcamın ellerinden öperek dualarını her zaman beklerim. Çoluk çocuğumu evvel Cenab-ı Hak'ka sonra vatan…
Dehşet Hikayeleri: “Yüzü Dönük”
Hikaye Oku; Emir subayı, “Ne yapacağız şimdi?” dedi kaygı ve heyecan içinde. “Gömeceğiz onu,” dedi Timothy Lean.
İki subay, yoldaşlarının, ayaklarının dibinde yatan cesedine baktılar. Yüzü çivit mavisiydi; ışıldayan gözleri göğe bakıyordu. Orada dikilmiş duran ikisinin tepesinden kurşunlar vızır vızır geçiyordu, Lean’in Spitzbergen piyadelerinden oluşan bitkin bölüğü, tepenin başından ölçülü bir yaylım ateşi açmıştı. (daha&helliip;)
Ömer Seyfettin – Biyografi
Ömer Seyfettin 1884 yılında Balıkesir’in Gönen ilçesinde doğmuştur. Türk edebiyatının önde gelen hikâye yazarlarından ve Milli Edebiyatın da kurucuları arasında yer alan sanatçı, babası gibi askerlik yapmış Balkan Savaşı sırasında Sırp ve Yunan cephelerinde savaşmıştır. Daha sonraki dönemde askerliği bırakıp tamamen edebiyata yönelen Ömer Seyfettin, o döneme kadar romanın gölgesinde kalan Türk kısa hikâyeciliğinin kurucu ismidir. Sanatçı 6 Mart 1920’de hayata gözlerini yummuştur. (daha&helliip;)