Halk Hikayeleri:Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, cinler cirit oynarken eski hamam içinde. Vay neler varmış vay neler varmış. Develer tellallık yapar, pireler davul çalarmış. Cinler cirit oynar, periler şarkı söylermiş. Sonra efendime söyleyeyim. Allah’ın kulu çokmuş. Nar gibi kızaran, ahına yanan kızlar, delikanlılar pınar gibi kaynarmış. (daha&helliip;)
Gizemli Bir Hikaye; Uzun yıllar önce, Hong Kong’dan New York’a giderken, San Fransisco’da bir hafta geçirdim. O şehre en son geldiğimden bu yana uzun zaman geçmişti ve bu zaman zarfında Doğudaki maceralarım umduğumdan daha iyi gelişmişti,- zengindim ve hâlâ yaşayan ve beni eski muhabbetlerimle hatırlayan gençlik dostlarım gibi kişilerle arkadaşlığımı yenileyebilmek için ülkemi yeniden ziyaret etmeyi göze alabilirdim. (daha&helliip;)
Ambrose Gwinnet Bierce, (24 Haziran 1842 – 1914) Ambrose Bierce, Amerikan Edebiyatı, Çizgi Roman, Çocuk & Gençlik kategorilerinde eserler yazmış, popüler bir yazardır. ABD’li yazar ve aynı zamanda bir gazetecidir.
19. yüzyılın en önemli kısa hikâye yazarlarından olan Bierce, kısa hikâyeler dışında birçok farklı türde edebi eser kaleme almıştır. Fabl türünde yazdığı eserleri ünlüdür. (daha&helliip;)
Dehşet Hikayeleri: 1830’da, şimdiki koca Cincinatti şehrinin olduğu yerden birkaç mil uzakta, geniş ve nerdeyse balta girmemiş bir orman bulunuyordu. Bütün bölgeye seyrek bir şekilde göçmenler yerleşmişti …doğalarının gizemli bir dürtüsüyle harekete geçerek, gönüllü olarak vazgeçtikleri yetersiz nimetlere yeniden kavuşmak için yeni tehlikeler ve sıkıntılara göğüs germek üzere her şeylerini terk edip, batıya gelir gelmez yabaniliğin içinde oldukça yaşanılabilir evler kuran ve bugün yoksulluk diye adlandıracağımız bir varlık derecesine ulaşmış olan kişiler. (daha&helliip;)
Hazreti Nuh’un Gemisi: İnsanlar, ilk insan ve ilk peygamber olan Hz. Âdem’den sonra, Allah’a ibadet etmeyi bırakarak kendi elleriyle yaptıkları putlara tapmaya başlamışlardı. Güçlü ve zenginler, zayıf ve korunmaya muhtaç olanları eziyordu. Merhameti ve iyilik yapmayı unutmuşlardı. Bu yüzden toplumda barış ve huzur kalmamıştı. (daha&helliip;)
Gerçek Hikaye: Mısır hükümdarı Firavun, bir gece rüyasında bir ateşin tahtını yerle bir ettiğini gördü. Etrafındaki insanlar bu rüyayı, doğacak bir erkek çocuğun Firavun’u tahtından indireceği şeklinde yorumladı. Bu sebeple Firavun, o yıl doğan bütün erkek çocukların öldürülmesini emretti. (daha&helliip;)
Halk Hikayeleri; Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, bir Kara Böcü (böcek) varmış. Bu böcü, aklına nerden esmişse esmiş, evlenmeye karar vermiş ve er aramaya çıkmış. Uzun süre gezmiş, dolaşmış, nihayet karşısına bir tilki çıkmış. Kara Böcü’nün yanına varmış ve sormuş: (daha&helliip;)
Dünya Çocuk Klasikleri: Bir varmış bir yokmuş. Ülkenin birinde küçük ve şirin bir köy varmış. Bu köyde herkes mutluymuş. Hiç kimsenin bir şikâyeti yokmuş. Bu yüzden köyün ileri gelenleri ve köy halkı tembellik edip, tasasızca yaşayıp gidiyorlarmış. (daha&helliip;)
Hikaye oku; Bir adam, kuzey Alabama’da bir demiryolu köprüsünün üstünde durmuş, beş altı metre kadar aşağıda hızla akan suya bakıyor. Elleri arkasında, bilekleri bir sicimle bağlı. Boynuna sımsıkı bir ip geçirilmiş. İp başının yukarısındaki sağlam payandaya bağlanmış, sarkan ucu ise dizlerine kadar iniyor. Adam ve cellatları –sivil hayatta şerif yardımcılığı yapmış olabilecek bir çavuşun komutasındaki iki Federal ordu askeri– demiryolunun raylarına destek veren traverslerin üstüne serilmiş birkaç oynak kalasın üstünde duruyorlar. Geçici olarak yerleştirilmiş bu platformun az ötesinde, üniformasından yüzbaşı olduğu anlaşılan bir subay, belinde kılıcı, dikiliyor. Köprünün iki ucunda birer nöbetçi ellerinde tüfekleriyle “destek” pozisyonunda duruyorlar; yani tüfeklerini sol omuzlarının önünde dikey tutmuşlar, dipçikler önkollarına dayalı, eller göğüste; bedeni dik durmaya zorlayan, yönetmeliğe uygun ama doğaya uygun olmayan bir duruş. (daha&helliip;)
Külkedisi Sinderella Masalı; Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde uzak ülkelerin birinde, bir kral varmış. Bu kralın çok sevdiği bir karısı ve Sinderella adında dünyalar güzeli bir kızı varmış. Sinderella, güzel olduğu kadar iyi kalpliymiş de. Kralın ve Sinderella’nın mutluluğu kraliçenin ölümüyle bozulmuş. Kral bir süre sonra yeniden evlenmiş. Yeni karısı ise oldukça kıskanç, kötü kalpli bir kadınmış. Kralın yeni karısından da iki kızı olmuş. (daha&helliip;)
Halk Hikayeleri: Bir varmış, bir yokmuş. Vaktin birliğinde, yohsul bir adam varmış. Gün olmuş evlenmek istemiş. Güzel bir gız almış. Evini geçindirecek parası yohmuş. Gurbete çıhmış. Güney illerine gitmiş. Bir ırgat gapısına durmuş. Günlüğüm gaça dememiş, heç sormamış, tam yirmi yıl çalışmış. Nihayet ayrılmaya garar vermiş. Ağanın yanına çıhmış:
“Ağam, tam boğön yirmi yıldır gapında çalışıyam. Hakkım neyse ver. Sılama gidecem. Anamı avradımı özledim gayri,” demiş. (daha&helliip;)
Hikaye “Derviş”; Evveli bir varmış bir yokmuş bir derviş ile bir kocakarı varmış. Derviş her gün kocakarının evine gelir: “Koca nine! Herkes eder, kendi kendine eder, yine kendi kendine eder” der dururmuş. Kocakarı bu dervişten bıkmış usanmış. “Usandım şu dervişten! Bir kurtulsam!.” dermiş. Günlerden bir gün bir katmer yapmış. İçine ağu koymuş:(daha&helliip;)
Masal: Vakti zamanında bir değirmenci varmış. Bu değirmencinin de pek çok tavuğu varmış. Günün birinde tilkinin biri bu tavuklara müptelâ olmuş. Bir gün değirmenciye şöyle demiş:
“Ey değirmenci, eğer bana bir tavuk verirsen sana ömrünce unutamayacağın bir iyilik yapacağım.”(daha&helliip;)
Anadolu Masalları; Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, cinler cirit oynarken eski hamam içinde. Vay neler varmış vay neler varmış. Yeller eser, sular çağlarmış. Aptallar top oynar, akıllılar ağlarmış. Allah’ın kulu da çokmuş. Kimisi akıllı imiş, başlarında kavak yeleri esermiş, kimisi akılsızmış, genç kızlara türkü söylermiş. (daha&helliip;)
Masallarımız; "Cihan Şah’a Söylenmeyen Sır" Masalı
MasallarımızMasallarımız; "Cihan Şah’a Söylenmeyen Sır" Masalı :Vakti zamanın birinde büyük bir diyarın padişahı vardı.