Cüneyd Suavi Hikayeleri; Ağa’nın Yeri
Cüneyd Suavi Hikayeleri; Ağa’nın Yeri
Arkadaşlarımdan birkaçı yanıma gelerek:
‐ Fakir öğrenciler için yurt binası yapıyoruz, dediler. Ön ayak ol da, biraz yardım toplayalım. (daha&helliip;)
Çok güzel düşündüren hikayeler, eğitici hikayeler
Arkadaşlarımdan birkaçı yanıma gelerek:
‐ Fakir öğrenciler için yurt binası yapıyoruz, dediler. Ön ayak ol da, biraz yardım toplayalım. (daha&helliip;)
Zengin bir iş adamının bahçesinde, yan yana dikilen iki limon ağacı vardı. Mayıs ayı sonlarında açan limon çiçekleri, bütün bahçenin havasını bir anda değiştirir ve apartmanlara hapsedilmiş insanlara baharın geldiğini müjdelerdi. Ancak limon ağaçlarından biri, diğerinden cılız ve şekilsizdi. Bu yüzden büyük ağaç her fırsatta onu küçümser ve tepeden bakardı. (daha&helliip;)
Eski zamanlarda bilge bir kral vardı. Kral maiyetinden birine önemli bir görev verecekti. Çok sayıda kişi bu göreve talipti ve kral bir seçim yapmak durumundaydı. Nihayet adaylar için bir imtihan düzenledi. (daha&helliip;)
Hikaye: Adamın biri, ilk defa gittiği küçük bir kasabada şaşkın şaşkın gezindikten sonra yol kenarında duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan çocuğa:
– Buraların yabancısıyım, demiş. Parkın hemen yanıbaşındaki fırını arıyorum, çok yakın olduğunu söylediler.
Çocuk, arabanın penceresini iyice açtıktan sonra: (daha&helliip;)
Küçükken yatağımdan her kalkışımda, yerde bir çok yastık ve minder görür, “dağınık biri diyerek anneme söylenirdim.
Büyüdüm, evlendim ve ilk önce bir erkek çocuk sahibi oldum. (daha&helliip;)
Yaşlı adam, bir konfeksiyon mağazasına ait vitrine uzun uzun baktıktan sonra, ilerideki yeşillikte oynayan çocukların en zayıfına dönerek : (daha&helliip;)
Günümüzde hikayelerin başarıya ulaşmakta, kişileri oldukça motive ettiği bilinmektedir. Her hikaye de olduğu gibi başarı hikayeleri de eğitimde oldukça etkilidir. Çocuklarımıza anlatılan hikayeler, onların kitap okumaya istekli olmalarını sağlar. Çocuklar hikaye ve masal dinlediklerinde, duydukları hikayeleri ve masalları zihinlerinde canlandırırlar. Masallar ve hikayeler onların gelişimine katkı sağlar. Kendilerine anlatılan hikaye ve masallardan etkilenen çocuklar kendilerini hikaye kahramanlarının yerine koyabilir. Hikayeler çocukları rahatlatır, güven hissi verir. Hikaye ve masallar sayesinde hayatta karşılaştıkları güç durumlar karşısında çözüm üretebilmeleri daha hızlı ve kolay olur, böylelikle güçlüklerin hakkından başarıyla gelebilirler. Hikayeler ve masallar kişilere başarıya giden yolu bulmakta kolaylık sağlar. Bugünkü hikayemizde de başarıya giden yolun hikayesini anlattık. İyi Okumalar. (daha&helliip;)
Sait Faik Hikayeleri; Bir Hastalık Hikaye Oku: Benzerlerine pek yakında rastlanacağına göre, demek daha virüsüne antibiyotikler tesir etmiyor. O halde bu korkunç hastalık insan nesillerinden binde birine çaresiz yapışacak. Korkunç sıfatıyla sıfatladığıma bakmayın! Bu hastalık yalnız tutulmayanlar için öyledir. Tutulanlar için tadına varılamaz, korkunç surette zevkli bir hastalıktır. Evet, pek zevklidir. O kadar zevklidir ki,…
Nedir bu kuş, bilmem ki? Sonbaharda bulutlar turunç renklidir. Sonbaharda yapraklar konuşur. Lodoslu İstanbul denizi ne baş döndürücü şeydir! Bir lodoslu günde vapura atlayıp her ipin, her madenin ıslık çaldığı bir vapurda Adalara gidip gelirim. Akşamüstü bazen Köprü´nün ortasında durup Sultan Selim´in arkasındaki bulutlarda kırmızı rengin oyunlarını seyrederken, bir sahra vahasında muazzam bir şehir, bir eski Bağdat, bulutlardaki deniz muharebesini seyrederdim. Tramvaylar o şehri taşır, vapurlar o bulutlar şehrinin muhariplerini götürür, biz, bu hakikî şehrin sakinleri, tiyatro seyircileri gibi sessiz, âdeta geçenler bile durmuş gibi olur, seyrederiz. (daha&helliip;)
Hikaye Oku: Yatağında kımıldamayan Durmuş Ağa, gözlerini basık tavana dikmişti. Sanki iki saattir eski, sararmış hatılları sayıyordu. Yüzü toprak rengindeydi. Kırmızı kaplı yorganın üstüne serili elleri artık bir insan azasına benzemiyordu. O kadar kuru, o kadar zayıf, o kadar cansızdı ki… Ancak duyulan boğuk bir sesle:
—Yahu, ben ölüyon! dedi.
Ocağın başında yusyumru oturan bir ihtiyar kadın doğruldu. Hastaya baktı:
— Hedi sus, hedi sus! Deli gibi söylenme. (daha&helliip;)
Hikaye Oku; Kış Adanın bir tarafında yerleşebilmek için rüzgarlarını poyraz, yıldız poyraz, maystro, dramudana, gün doğusu, batı karayel, karayel halinde seferber ettiği zaman; öteki yakada yaz, daha pılısını pırtısını toplamamış, bir kenara oldukça mahzun bir göçmen gibi oturmuştur. Gitmekle gitmemek arasında sallanır bir halde, elinde bir pasaport, çıkınında üç beş altın, bekleyen bu güzel yüzlü göçmen tazeyi benden başka bu adada seven hemen hiç kimse yoktur, diyebilirim
—Övünmek için değil—. (daha&helliip;)
Ömer Seyfettin Hikayelerinden;
“Le grade dégrade..”
Ah gençlik!.. Tıpkı ezeli bir baharın ilk çiçekli günlerine benzer. Yeşil kırlar, kelebek dolu bahçeler, güzel kokular içinde serçelerin şen efsanelerini doymadan dinleyerek dolaşırız. İdealimizin rüyası bize hayat kışının fırtınalarını, karlarını, tipilerini hatırlatmaz. Ben işte bu hiç bitmez sanılan baharı İzmir’de geçirdim. On dokuz yaşındaydım. Galiba on beş sene evvel… Evet, seneler nasıl bir ok gölgesi gibi uçuyor! Meşrutiyetin bu hür, bu serbest günlerinden çok uzaktık. (daha&helliip;)
Hikaye Oku; İşte karşı karşıyasın. İşte o da senin gibi; elli ayaklı, kaşlı gözlü, sıhhatli hasta, sarışın esmer, kafası var, saçları var, kirpikleri var, yalan söyleyen ağzı var. Yüzünde küçük küçük kavga, taş, düşme izleri. Yaramaz bir çocukluğun her şeysi, ufak ufak her şeysi. İşte elleri, parmakları, işte ayakları. Kim bu? İnsanoğlu! Senin gibi tıpkı tıpkısına apaynı. (daha&helliip;)
Durmuş’un bir anasından başka kimsesi yoktu. Fakirdi. Ama gençti. Kuvvetli idi. Öküzünün biri ölünce tarlasını süremedi. Para kazanmak, tekrar çiftini düzebilmek için gurbete gitmeye karar verdi. Gurbet, İstanbul demektir. Köyde kim çaresiz kalırsa, kimin işi bozulursa İstanbul’un yolunu tutar. Durmuş da torbasını omuzladı. Çarıklarını sıktı. Eline bir değnek aldı. Gurbetçilerin arasına katıldı. Dere tepe aştı. Nihayet İstanbul’a geldi. İki gün hemşehrilerinin kahvesinde pinekledi. Ne iş tutacağını bilmiyordu. Bir sanatı yoktu. (daha&helliip;)
Hikaye Oku; Edebiyatımızın önemli öykü yazarlarından Sait Faik’in öykülerinden biri olan Sinağrit Baba, kurgusuyla, şiirsel anlatımıyla, verdiği mesajlarla mutlaka üzerinde düşünülerek okunması gereken edebiyat tarihimizin en güzel örneklerinden biridir. (daha&helliip;)