You are currently viewing ANDERSEN’DEN SEÇME MASALLAR
  • Post comments:0 Yorum

ANDERSEN’DEN SEÇME MASALLAR

SUCUK ŞİŞLERİNDEN ÇORBA

Bayan farelerden yaşlıca biri, ziyafete katılmamış başka bir bayan fareye “Dünkü öğle yemeği çok mükellefti” dedi, şunları ilâve etti. “Ben fareler kralından itibaren yirmi birinci yerde oturuyordum. Hani bu da benim için az şeref değildir. Ziyafetteki yemeklere gelince: hepsinin çok mükemmel tertiplenen olduğunu size teminle arz edebilirim. Bunlar küflenmiş ekmek, iç yağlı domuz derisi, ispermeçet mumu ile sucuktu. Arkasından yine aynı yemekler baştan tekrarlanarak ikram edildi. İki öğün yemiş gibi olduk, ziyafet o kadar mükemmeldi. Ziyafette herkes keyifli, neşeli idi. Bir aile toplantısında gibi tatlı tatlı muhabbet ettik. Yalnız sucuk şişleri yoktu, bu sebepten onlar hakkında konuşuldu. Yoksa her şey tamamdı. Bu vesile ile hatta bir sucuk şişinden çorba yapılabileceği iddia edildi. Gerçi herkes böyle bir çorbadan bahsedildiğini duymuştu. Ama kimse bunu henüz tatmamıştı. Nasıl hazırlandığı hakkında kimsenin bilgisi yoktu. Bu çorbanın kâşifi gayet nükteli sözlerle yüceltildi, hattâ fakir farelerin başkanlığına getirilmeyi de hak edecekti. Hakikaten güzel bir nükte değil miydi? İhtiyar fare kralı ayağa kalktı, bahis konusu olan çorbayı fareler dünyasında en lezzetli şekilde pişirmeyi becerebilecek olan kız fareyi kendine zevce olarak almak, kraliçeliğe yükseltmek arzusunda olduğunu söyledi. Bunun için de önlerinde uzun bir mühlet vardı.

Öteki bayan fare “kraliçe olmak hiç de fena bir şey değil”, diye cevap verdi. “Ama bu çorba nasıl yapılır acaba?”

“Evet, bu çorba nasıl yapılırdı.” İhtiyar, genç bütün bayan fareler birbirlerine bunu soruyorlardı. Hepsi kraliçe olmayı memnuniyetle arzu ediyor, ama hiçbiri bunu öğrenmek için dış memleketlere yapılması gereken seyahatin zahmetlerini göze alamıyordu. Buna rağmen bu seyahate kesin olarak lüzum vardı. Ama her şeyden evvel ailesini, alışmış olduğu sığınak deliklerini terk etmek herkesin başarabileceği işlerden değildi. Yabancı memleketlere gidince her gün bir peynir kabuğu bulmak, bir iç yağlı domuz derisi keşfetmek mümkün olmadıktan başka hesapta açlık tehlikesiyle yüz yüze gelmek de vardı. Belki de canlı canlı bir kedi tarafından yenilmek karşılaşılabilirdi. ihtimaliyle de karşılaşılabilirdi.

Orada bulunanların çoğunu bu düşünceler ürkütüyor, teşebbüse girişmekten alıkoyuyordu. Yalnız genç, neşeli, fakat fakir ailelere mensup dört fare kız, seyahati göze almaya karar verdiler. Bunlar birbirlerine karşı dört yöne, dünyanın dört ayrı bucağına doğru yola çıktılar. Aralarında hangisinin bahtı açıksa talih ona gülecekti. Bu seyahatin gayesini hatırlatsın, unutturmasın diye hepsi yanlarına birer sucuk şişi aldılar. Bu şişler onlara yolculukları boyunca baston vazifesini görecekti.

Kız fareler mayısın birinci günü yola çıktılar,  ertesi yılın bir mayısında da geri döndüler. Ama bunlardan yalnız üçü dönebilmiş, dördüncü kız fare görünmediği gibi kendisinden herhangi bir haber de alınamamıştı. Artık karar verme günü gelip çatmış bulunuyordu.

Fareler kralı “en büyük sevinçlerin yanında daima az çok kederli bir şeyin bulunması ne fena” dedi, millerce uzaklara kadar çevrelerinde bulunan bütün farelerin toplantıya çağrılmasını emretti. Toplantı yeri olarak mutfak seçilmişti. Seyahatten dönen üç kız fare yan yana, sıraya dizilmiş bir halde ayrı duruyorlardı. Geri dönmeyen dördüncü kız fare yerine de siyah tüllerle süslenmiş bir sucuk şişi diktiler. Alınan karara göre seyahatten dönen üç kız fare konuşmalarını bitirmeden, fareler kralı da müzakerelerin devamına müsaade etmeden hiç kimse fikrini ortaya atmayacaktı.

Şimdi konuşulan şeyleri beraber dinleyeceğiz.

Bu hikayeyi nasil buldunuz?

Bir yanıt yazın