Halk Hikayeleri:Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, cinler cirit oynarken eski hamam içinde. Vay neler varmış vay neler varmış. Develer tellallık yapar, pireler davul çalarmış. Cinler cirit oynar, periler şarkı söylermiş. Sonra efendime söyleyeyim. Allah’ın kulu çokmuş. Nar gibi kızaran, ahına yanan kızlar, delikanlılar pınar gibi kaynarmış. (daha&helliip;)
Halk Hikayeleri; Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, bir Kara Böcü (böcek) varmış. Bu böcü, aklına nerden esmişse esmiş, evlenmeye karar vermiş ve er aramaya çıkmış. Uzun süre gezmiş, dolaşmış, nihayet karşısına bir tilki çıkmış. Kara Böcü’nün yanına varmış ve sormuş: (daha&helliip;)
Külkedisi Sinderella Masalı; Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde uzak ülkelerin birinde, bir kral varmış. Bu kralın çok sevdiği bir karısı ve Sinderella adında dünyalar güzeli bir kızı varmış. Sinderella, güzel olduğu kadar iyi kalpliymiş de. Kralın ve Sinderella’nın mutluluğu kraliçenin ölümüyle bozulmuş. Kral bir süre sonra yeniden evlenmiş. Yeni karısı ise oldukça kıskanç, kötü kalpli bir kadınmış. Kralın yeni karısından da iki kızı olmuş. (daha&helliip;)
Hikaye “Derviş”; Evveli bir varmış bir yokmuş bir derviş ile bir kocakarı varmış. Derviş her gün kocakarının evine gelir: “Koca nine! Herkes eder, kendi kendine eder, yine kendi kendine eder” der dururmuş. Kocakarı bu dervişten bıkmış usanmış. “Usandım şu dervişten! Bir kurtulsam!.” dermiş. Günlerden bir gün bir katmer yapmış. İçine ağu koymuş:(daha&helliip;)
Masal: Vakti zamanında bir değirmenci varmış. Bu değirmencinin de pek çok tavuğu varmış. Günün birinde tilkinin biri bu tavuklara müptelâ olmuş. Bir gün değirmenciye şöyle demiş:
“Ey değirmenci, eğer bana bir tavuk verirsen sana ömrünce unutamayacağın bir iyilik yapacağım.”(daha&helliip;)
Anadolu Masalları; Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, cinler cirit oynarken eski hamam içinde. Vay neler varmış vay neler varmış. Yeller eser, sular çağlarmış. Aptallar top oynar, akıllılar ağlarmış. Allah’ın kulu da çokmuş. Kimisi akıllı imiş, başlarında kavak yeleri esermiş, kimisi akılsızmış, genç kızlara türkü söylermiş. (daha&helliip;)
Masallarımız; "Cihan Şah’a Söylenmeyen Sır" Masalı
MasallarımızMasallarımız; "Cihan Şah’a Söylenmeyen Sır" Masalı :Vakti zamanın birinde büyük bir diyarın padişahı vardı.
Anadolu Masalları – Masal Oku; Bir varmış, bir yokmuş. Allah’ın kulu çokmuş. Çok söylemesi günahmış; hikaye söylemesi sevapmış. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde bir kurt yaşarmış. Köyün kıyısında kışları açlıktan kıvranıyormuş. Yine böyle bir gün: (daha&helliip;)
Bir zamanlar, büyük bir dağın tepesinde bir kartal yuva yapmış. Bir süre sonra kartalın, dört adet de yumurtası olmuş. Yumurtalar henüz kuluçka dönemlerindeyken dağda bir deprem olmuş. Kartalın yuvasındaki dört yumurtadan biri, depremin şiddetiyle yuvadan düşüp, dağın tepesinden yuvarlana yuvarlana, vadideki bir çiftliğe dek ulaşmış. Bu çiftlik, bir tavuk çiftliğiymiş. Çiftlikteki tavuklar, kendi yumurtalarına pek benzemeyen bu değişik ve biraz da büyük yumurtayı sahiplenmek istemişler. Yaşlı bir tavuk, yumurtayı koruması altına almış ve öteki yumurtalardan çıkacak yavrulardan ayırmaksızın büyütmeye karar vermiş. (daha&helliip;)
Bağdatlı bir adam kendisine kalan büyük bir mirası kısa zamanda saçıp savurarak tüketti. Fakirleşip zarurete düşünce ağlayıp sızlanmaya, el açıp Allah’a yalvarmaya başladı. Günlerce dua etti. Hikaye
Nihayet bir gece rüyasında kendisine ta Mısır’da bir hazine yeri gösterildi ve yeniden zengin olabilmesi için oraya gidip onu çıkarması söylendi. Adam hiç vakit kaybetmeden yola koyuldu. Haftalarca yürüdükten sonra aç, susuz ve perişan bir halde Mısır’a ulaştı ve kendisine gösterilen define yerini araştırmaya başladı. (daha&helliip;)
Bir zamanlar fakir bir oduncu varmış. Ormandan odun keser geçimini bu şekilde sağlarmış.
Günlerden bir gün yine bir göl kenarında yaşlı, kuru bir ağacı kesmek istemiş. Baltasını ağacın dalına asmış, sonra ağaca çıkmaya çalışmış. Güya önce geniş dallarını kesecekmiş. Fakat dala tırmanırken, baltasına dokunmuş ve baltası göle düşmüş. Göl derin, dibi bataklık ve hava da çok soğukmuş. Çaresiz bir şekilde ağacın altında ağlamaya başlamış. (daha&helliip;)
Bundan çok uzun zaman önce mutsuz bir kral varmış. Ne yapsa, ne etse mutlu olamıyormuş. Derken ülkenin en bilge kişisini huzuruna çağırtıp mutluluğun formülünü sormuş. Bilge:
– Kral hazretleri! Mutsuzluktan kurtulmanın tek yolu, mutlu bir adamın gömleğini giymektir. demiş. (daha&helliip;)
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, cinler cirit oynarken, eski harman içinde. Seyreden seyran eden çokmuş ama, “çok ” demesi günahmış; akıllı uslusu da varmış ama, bizden daha delisi yokmuş… Ne ise hoppala hoptan, sana bir mintan kestirdim, makas kesmez, iğne batmaz toptan…
İlikleri karpuz, düğmeleri turptan…
Ne aslı var, ne astarı ama, giyersin gene, hiç yoktan…(daha&helliip;)
Masal Oku; Evvel zaman içinde kalbur saman içinde dünyanın en yüksek yerinde yücelerden yüce bir dağ varmış. Ardında düşler, hayaller, güzellikler yaşarmış. Kaf Dağı’na bir giden oradan asla ayrılmazmış. Orayı bir gören dünyaya dönüp bakmazmış. çünkü orada başı göklerde dolaşan kocaman devlerle mini minnacık cüceler yaşarmış. Masal bu ya canlarım, kimseleerin görmediği, tatmadığı meyvelerle, görülmedik çiçekler iç içeymiş. Renkli dev kelebeklerle minicik cüce filler, başı göğe eren develer hep o ülkede yaşarmış.(daha&helliip;)